Öksüz Yayınlar Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Organic Geochemical Evidence of the Working Petroleum System in Beypazarı Neogene Basin and Potential Traps (Northwest Central Anatolia, Turkey)(Süleyman Sefa BİLGİLİOĞLU, 2020) Özdemir, Adil; Palabıyık, Yildiray; Karataş, Atilla; Şahinoğlu, AlperenThe Miocene units of the Beypazarı Neogene Basin extensively outcrop and prevalently include oil shale and coal. In the previous studies, it has been determined that the total organic carbon (TOC) values of bituminous shales in the basin are concentrated between 4-8% and algal organic matter (Type I-II kerogen) are dominant. It has also been determined that the bituminous shales have pyrolyzable hydrocarbon content of 83% and a potential source rock feature that can produce oil in a large quantity if exposed to high temperatures. Beypazarı Neogene Basin consists of volcano-sedimentary units. Therefore, as a result of the idea that the immature source rocks can be matured by young volcanic that exhibit widespread outcrops, it has been aimed to investigate the oil and gas potential especially in the northeastern part of the basin by TPH (Total Petroleum Hydrocarbons) analysis performed on the samples taken from the natural cold water resources located in the related part of the basin. As a consequence of the analyses conducted, hydrocarbons have been detected in all the water samples. The organic geochemical methods have been used to determine the source of hydrocarbons detected in the water resources. The detected n-alkane hydrocarbons are the mature petroleum hydrocarbons derived from peat/coal type organic matter (Type III kerogen, gas-prone). The presence of these mature petroleum hydrocarbons is regarded as evidence for the existence of a working petroleum system in the study area. Due to the presence of waters containing mature petroleum hydrocarbons, the anticlines in the depth of approximately 110 m in fault-propagation folds identified in the investigation area by gravity and magnetic data have a very high potential to become gas reservoirs.Öğe ULUDAĞ MASİFİ’NİN (BURSA) PETROL VE DOĞALGAZ POTANSİYELİNİN YENİ BİR JEOKİMYASAL YÖNTEMLE DEĞERLENDİRİLMESİ(Trakya Üniversitesi, 2020) Palabıyık, Yildiray; Özdemir, Adil; Şahinoğlu, Alperen; Karataş, AtillaYakın tarihli çalışmalarda, Türkiye kuzeyinde genellikle metamorfik ve granitik kayaçların çevre birimi olan Karakaya karmaşığı birimlerinde olgun petrol hidrokarbonlarının varlığı tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmada, Karakaya birimleri tarafından çevrelenen Uludağ Masifinin petrol ve doğalgaz potansiyelinin masif ve çevresindeki doğal su kaynaklarından alınan örnekler üzerinde Toplam Petrol Hidrokarbonları (TPH) analizleri yapılarak araştırılması amaçlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, su numunelerinin tamamında hidrokarbonlar tespit edilmiştir. Sularda tespit edilen hidrokarbonların kaynağının belirlenmesi için organik jeokimyasal yöntemler kullanılmıştır. Belirlenen n-alkan hidrokarbonlar, olgun petrol hidrokarbonlarıdır. Bu olgun petrol hidrokarbonlarının varlığı, çalışma alanındaki petrol sistemi için bir kanıttır. Bölgede geniş yayılım sunan Karakaya karmaşığı birimlerine ait kaynak kayalardan türeyen hidrokarbonlar, granitin yerleşimi sırasında yükselen Uludağ Masifi birimlerine göç etmiş ve kırıklı-çatlaklı zonlarda birikmiş olmalıdır.Öğe ÇİĞ KÖFTELERİN BAKTERİYOLOJİK VE PARAZİTOLOJİK KALİTESİNİN TESPİTİ İLE HALK SAĞLIĞININ KORUNMASI(İstanbul Rumeli Üniversitesi, 2023) Dümen, Emek; Ekici, Gözde; Bayrakal, Gülay Merve; Akkaya, Hayrettin; Sezgin, Funda Hatice; Ergin, SevgiÇiğ köfte ülkemize özgü özel bir lezzettir ve her yaş grubu tarafından sevilerek tüketilen gıdalar arasında yer almaktadır. Çiğ köfte baharatlar, bulgur, salça gibi birçok farklı gıdanın birleşiminden oluşan bir ürün olması ve üretimi sırasında uygulanan işlemler sebebiyle kontamine olma riski yüksek bir gıdadır. Çiğ köftenin yanında tüketilen yeşillikler ise yetersiz yıkandığında bakteri ve özellikle de parazitlerin tüketiciye aktarımına sebep olmaktadır. Çalışmamızda çiğ köftenin ve yanında verilen yeşilliklerin bakteriyolojik ve parazitolojik parametreler açısından özelliklerinin belirlenmesi ve halk sağlığı açısından riskinin tespiti hedeflenmiştir. Bu amaçla, çiğ köfte üretim ve tüketiminin yoğun olarak yapıldığı 5 farklı coğrafi bölgeyi temsilen 10 ayrı şehirden toplam 3000 adet çiğ köfte ve çiğ köfte ile birlikte servis edilen yeşil yapraklı salata ürünleri örnekleri eşit sayıda toplanmıştır. Toplanan örnekler 9 adet parametre açısından (toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı, toplam koliform bakteri sayısı, Escherichia coli, Listeria monocytogenes, Bacillus cereus, Staphylococcus aureus, Clostridium perfringens, Salmonella spp., parazit yumurtaları/protozoa kistleri ve trofoziodler olmak üzere) analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre çiğ köfte ve salata örneklerinde tespit edilen mikroorganizma oranları sırasıyla; %100, %37,8, %2,7, %17,3, %2,7, %7,5, %32,4, %0,2, %3,3, %17,7’dir. Elde edilen bulgulara göre, her ilde farklı bakteriyolojik ve parazitolojik parametrelerin varlığı değişik düzeylerde olmak üzere tespit edilmiştir. Sonuçlar, çiğ köfte veya marulda bakteriyolojik/parazitolojik parametrelerin varlığını göstermiştir. Çiğ köfte yapımında kullanılan hammaddeler, üretim koşulları ve özellikle de personel hijyeni çiğ köftenin mikrobiyal kalitesini etkileyen etkenlerdendir. Ülkemizde tüketimi fazla olan çiğ köftenin ve yanında tüketilen yeşilliklerin halk sağlığı açısından risk teşkil etmemesi için, üretim sırasında hijyen kurallarına uyulmalı ve kaliteli hammadde kullanılmalıdır.Öğe Suda Toplam Petrol Hidrokarbonları (TPH) Analizi ile Bölgesel Gravite ve Havadan Manyetik Verileri Kullanılarak Rezervuar Hedefli Petrol ve Doğalgaz Arama: Beypazarı Neojen Havzası’ndan Bir Çalışma(Remzi BAŞARI, 2021) Özdemir, Adil; Palabıyık, Yildiray; Karataş, Atilla; Şahinoğlu, AlperenBeypazarı Neojen Havzası’nın Miyosen yaşlı birimleri, geniş alanlarda yüzlekler vermekte ve çok yaygın bir şekilde kömür ve petrollü şeyl oluşumları içermektedir. Öncel çalışmalarda, havzadaki bitümlü şeyllerin toplam organik karbon (TOC) değerlerinin, % 4-8 arasında yoğunlaştığı, algal organik maddenin (kerojen) egemen (Tip I ve II) belirlenmiştir. Bitümlü şeyllerin, % 83 piroliz edilebilir hidrokarbon oranına sahip ve yüksek sıcaklıklara maruz kalmaları durumunda büyük ölçekte petrol türetebilecek potansiyel kaynak kaya özelliğine sahip olduğu belirlenmiştir. Beypazarı Neojen Havzası’nın volkanosedimanter birimlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, olgunlaşmamış kaynak kayaların havzanın özellikle kuzeydoğu bölümünde geniş yüzlekler sunan genç volkanikler tarafından olgunlaştırılarak petrol türümünün olabileceği düşüncesi ile çalışmada, havzanın petrol ve doğalgaz potansiyelinin havza kuzeydoğusunda bulunan su kaynaklarından alınan örnekler üzerinde Toplam Petrol Hidrokarbonları (TPH) analizleri yapılarak araştırılması amaçlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, su numunelerinin tamamında hidrokarbonlar tespit edilmiştir. Sularda tespit edilen hidrokarbonların kaynağının belirlenmesi için organik jeokimyasal yöntemler kullanılmıştır. Su numunelerinde belirlenen n-alkan hidrokarbonlar, baskın olarak bataklık-kömür tipi organik maddeden (Tip-III kerojen, gaz eğilimli) türemiş olgun petrol hidrokarbonlarıdır. Bu olgun petrol hidrokarbonları, inceleme alanında çalışan bir petrol sisteminin varlığı için bir kanıttır. Olgun hidrokarbonlarca zengin suların varlığı nedeniyle, gravite verileri ile çalışma alanında belirlenen fay-ilerleme kıvrımlarındaki yaklaşık 110 m derinliğindeki antiklinaller, muhtemel doğalgaz rezervuarlarıdır.Öğe Baraj Emniyeti İçin Gözlemsel İnceleme Ve Değerlendirmelerin Rolü(Su Vakfı, 2020) Emiroğlu, M. Emin; Edıl, Tuncer B.; Kalkan, Yunus; Karadeniz, Halil; Celep, ZekaiBu çalışmada, periyodik olarak yapılan gözlemsel incelemelerin ve değerlendirmelerin rolü tartışılmıştır. Çeşitli ölçüm aletlerinin etkili kullanımı, sürekli ve güvenilir verilerin temini ve verilerin kayıt altına alınması ve değerlendirilmeleri tartışılmıştır. Barajların emniyeti; sosyal, ekonomik ve çevresel faktörler bakımından oldukça önemlidir. Baraj emniyeti için yapılan detaylı gözlemsel inceleme ve değerlendirmeler, barajların önemine, karmaşık tasarımına ve barajın hasar görme seviyesine göre değişiklik göstermektedir. Barajların emniyeti için barajlarda yapılan ölçüm sonuçlarının kayıt altına alınması ve gerekli durumlarda arazi ve laboratuvar deneylerinin yapılması önem taşımaktadır. Baraj emniyeti değerlendirmelerinde, farklı disiplinlerdeki uzmanların birlikte çalışmaları önemlidir. Barajların ve ilave yapılarının emniyetinin incelenmesinde sadece nicel veriler değil aynı zamanda sözel ifadelerinde bilgisayar ortamında kayıt altına alınması oldukça önemlidir.Öğe Şehir Markasının Yönetimi(Mustafa KARACA, 2021) Yayla, Elif Nisa; Kaya, Buket; Üstün, ÖzgeMedeniyetlerin şekillendiği yaşam alanlardan birisi de kentlerdir. Kentler zaman içinde yaşanan değişimlerden dolayı varlıklarını sürdürebilmek için markalaşarak farklılıklarını pazarlamak zorunda kalmışlardır. Fakat bu süreç birçok faktörü içinde barındırmaktadır. Bu nedenle kent markalaşması, yönetimciler, pazarlamacılar, mimarlar, kent plancıları ve turizmcileri de kapsayan çok disiplinli bir alandır. Her bir disiplin kendi bağlamında konuyu ele alırken bir taraftan da günümüzde kent markalaşmasının teorilere dayalı, prensipleri olan ve bütüncül bir alan olamamak açısından eleştirilmesine temel oluşturmaktadır. Bu önem doğrultusunda bölüm kapsamında kent markalaşması kavramı üç tema altında toplanmıştır: (1) Kavramsal Çerçeve ve Literatür Araştırması (2) Yönetim ve Unsurları, Stratejik Kent Yönetimi, Şehir Markasının Yönetimi, (3) Şehirlerde Markalaşma ve Markalaşma Stratejileri ile ilgili bilgiler verilecektir.Öğe Investigation of Extended Spectrum ?-Lactamases (ESBL)-Producing Enterobacteriaceae and Cronobacter Spp in Infant Formulas and Cereal-Based Foods for Children(İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2017) Gümüş, Pınar Cava; Tekiner, İsmail Hakkı; Çakmak, Burcu; Caba, Zeynep Tacer; Özpınar, HaydarAim: The extended spectrum ?-lactamase (ESBL) producing Enterobacteriaceae have attracted attention due to their ability of delaying or cancelling antimicrobial therapy. The foods for infants and children may occasionally contain pathogens such as ESBL-producing Enterobacteriaceae, including Cronobacter spp., because of inappropriate production, storage and handling conditions. This situation leads to a greatest risk of infection to infants and children through their consumption. The objective of this study was to investigate the occurrence of ESBL-producing Enterobacteriaceae, including Cronobacter spp., from a total of 115 samples of various foods from different brands for infants and children sold in Istanbul, Turkey (20 locally produced infant formula, 20 imported infant formula, 20 starch, 20 rice flour, 20 semolina, and 15 milk powder). Methods: For isolation of Enterobacteriaceae ISO 21528-2:2004 was followed. The isolated colonies were identified by Mass Spectrometer. The identified colonies were then exposed to pre-enrichment at 35-370C for 18-24 hours, the suspension was transferred to a Chromogenic ESBL selective media, and allowed for an incubation at 35-370C for 18-24 hours again. The presumptive ESBL producers were subjected to ESBL screening test using a combination of ceftazidime, cefotaxime, and cefpodoxime ± clavulanic acid. Finally, MIC values for ESBL confirmation were conducted by Merlin Micronaut-S beta-lactamase VII kit, the readings were automatically evaluated by Sifin Software integrated with a spectrometer. All procedures were performed according to the Guidelines of CLSI (2013). Results: Of 18 ESBL suspected isolates (7 P. agglomerans, 1 E. aerogenes, 3 E. cloacae/asburiae, 2 K. oxytoca, 2 L. adecarboxylata, and 3 C. sakazakii), 5 isolates (3 P. agglomerans, 1 E. cloacae/ asburiae, and 1 E. aerogenes) were positive for ESBL-production, whereas none of C. sakazakii isolates was ESBL-producers. Discussion and Conclusion: Some of the analysed infant formulas and cereal-based foods for children (locally produced infant formulas, rice flour, and starch) were determined to be posing a serious health risk for the infants and children due to contamination by ESBL-producing Enterobacteriaceae, except for C. sakazakii isolates.Öğe Examination of the Accounting-Finance Higher Education in Turkey in Terms of Instructor(TÜRMOB, 2020) Aslan, Muhsin; Erol, Mikail; Öztürk, Elif KaraIn this study, we aimed to make due diligence on the academic staff working in the field of accounting and finance. As can be seen in the results of the study, it is understood that 2021 faculty members work actively in higher education institutions in the field of accounting and finance while approaching the anniversary of the Republic. In the Republican period, it is seen that there is a great accumulation in accounting and finance in higher education. The effects of the university reforms in our country and the increase in the number of universities and the spread of their geographical distributions across the country cannot be ignored. After this point, the increase in the careers of the academicians working in higher education and the increase in the presence of the academicians who have made career in developing universities in the country will come to the forefront. Thus, the quality of education, the number of publications, and the quality of papers certainly increase. As a result of this, it will be possible for faculty members to educate students more effectively and to graduate students to the society and labor market more effectively. Thus, education units in disadvantaged regions will be more effective.Öğe Türkiye’nin uluslararası imajında yurttaş diplomasisinin rolü: Erasmus+ Değişim Programı özelinde Polonya örneği(Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, 2020) Karlı, İhsan; Özel, MeltemBu makalede, yurttaş diplomasisi, eğitim değişim programları ve uluslararası öğrenciler ile ilgili kavramlar açıklanmış ve yurttaş diplomasisinin değişim programlarıyla olan ilişkisi tartışılmıştır. Polonya ve Türkiye arasındaki mevcut ilişkilerin ele alındığı makalede, Erasmus+ Öğrenci Değişim Programı ile Polonya’ya giden Türkiye vatandaşlarının, Türkiye imajını geliştirmeye ve iki ülke arasındaki karşılıklı iletişimi ve anlayışı artırmaya yönelik oynadığı rol analiz edilmiştir. Erasmus+ programı çerçevesinde 2018-2019 akademik yılı bahar döneminde Polonya’da öğrenim görmüş olan 13 öğrenci ile görüşülmüştür. Veriler yüz yüze yapılan yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Polonya’yı tercih eden öğrencilerin en fazla ekonomik koşulları, konum ve arkadaş tavsiyesini dikkate aldıkları görülmektedir. Sosyal yaşam ortamlarının çokluğu ve öğrencilerin uluslararası ortamda İngilizce seviyelerini geliştirme imkânı, öğrencilerin tercihini etkileyen diğer etkenler arasında yer almaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular analiz edildiğinde katılımcı öğrencilerin gittikleri ülkelerde karşılaştıkları ayrımcı, dışlayıcı ve ırkçı yaklaşımların, öğrencilerin uyum süreçlerini ve kültürel etkileşimini olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Buna karşın öğrencilerin, Türk kültürünü anlatmak, Türkiye’yi iyi bir şekilde temsil etmek ve Türkiye’ye karşı ön yargıları kırmaya çalışmak için kişisel iletişim becerilerini kullanarak bireysel çaba sarf ettikleri tespit edilmiştir.Öğe MEDİKAL TURİZMDE HİZMET KALİTESİNİN HASTA SADAKATİNE ETKİSİNDE HASTA MEMNUNİYETİNİN ARACILIK ROLÜ(Süleyman Demirel Üniversitesi, 2023) Yalman, Fuat; Karagöz, Yalçın; Genç, Gülşen; Karaşin, YusufBu araştırmanın temel amacı medikal turizmde sağlık hizmet kalitesinin hasta sadakatine etkisinde hasta memnuniyetinin aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde faaliyet gösteren ve sağlık turizmi tesis yetkinlik belgesi olan dört özel hastanenin Türk kökenli yurt dışında ikamet eden medikal turistler oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 384 medikal turiste ulaşılmıştır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada veriler yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve AMOS istatistik programları ile analiz edilmiştir. Hizmet kalitesinin hasta sadakatine etkisinde hasta memnuniyetinin aracılık ettiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra hizmet kalitesi, hasta sadakati ve hasta memnuniyeti değişkenleri arasındaki ikili ilişkilerde yüksek korelasyonlar elde edilmiştir.Öğe BELEDİYELERİN TWITTER’DAKİ GÖRÜNÜRLÜK MÜCADELESİ: İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME(Ege Üniversitesi, 2021) Güregen, Esra Pelin; Karaöz, ÇağataySiyasal iletişim sürecinde sıklıkla tercih edilen Twitter, halkla en yakın yerel siyasi kurum olan belediyeler tarafından da özellikle son yıllarda hedef kitlelerine ulaşmak için kullanılmaya başlanmıştır. Twitter, belediyelerin icraatlarını ve mesajlarını eşik bekçilerinin filtreleri olmadan sunmalarına olanak sağlamasının yanı sıra kullanıcılarından geribildirim alabildikleri ve kamuoyunun nabzını yoklayabildikleri bir mecra olması ile de önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında sosyal medya iletişimindeki başarının en büyük engeli olan, aktörün hedef kitlesi tarafından görünürlüğünü kaybetmesi, 3 Büyükşehir Belediyesinin (İstanbul, Ankara ve İzmir) Twitter paylaşımlarının içerik analizi yöntemi ile irdelemesi ile ele alınmıştır. Bu çalışmada paylaşım pratiklerinin etkililiğinin anlaşılması ve buradan hareketle belediyelerin ne tür paylaşımlarda bulunması gerektiğine dair bir yol haritası oluşturmak amaçlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda belediyelerin ağırlıklı olarak tek yönlü iletişime yol açacak türden paylaşımlarda bulundukları ve popüler hashtaglere dahil oldukları zaman görünürlüklerini büyük ölçüde arttırmış oldukları ortaya konmuştur.Öğe CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI İLE EVLİLİK UYUMU ARASINDAKİ İLİŞKİ(Ankara Üniversitesi, 2020) Türkseven, Aybüke; Söylemez, İbrahim; Dursun, PınarÖzet Amaç: Bu araştırmada birtakım sosyodemografik özelliklerini değerlendirerek, katılımcıların evlilik uyumları ve cinsel doyum problemleri arasındaki ilişkileri saptamak ve evlilik uyumlarının cinsel doyum üzerine etkisinin olup olmadığını incelemektir. Yöntem: Araştırmaya, rastgele örneklem yoluyla seçilmiş 23-58 yaş aralığındaki 50 erkek ve 50 kadın olmak üzere toplamda 100 kişi alınmıştır. Örneklemin kadın erkek dağılımı eşittir. Değerlendirmede veri toplama aracı olarak sosyo-demografik form, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç: Beklenildiği üzere evlilik uyumu ve cinsel işlev bozuklukları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda evlilik öncesi cinsel birleşmenin hem kadın hem erkeklerde cinsel işlev bozuklukları üzerine etkisi saptanmamış olup, sadece erkeklerde yaş ile ilgili negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen veriler, uyumlu bir evlilik algısı olan kadın ve erkek katılımcıların, cinsel doyumlarının daha fazla olduğunu göstermektedir.Öğe Critic Temelli Aras Ve Marcos Yöntemleriyle Kırılgan Beşli Ülkelerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Göre Yeniden Değerlendirilmesi(Selçuk Üniversitesi, 2024) Gökmenoğlu, Mustafa; Bozkurt, Ahmet Ali; Şimşek, AliBu çalışmada, Kırılgan Beşli ülkelerinin (Brezilya, Türkiye, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika) sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda, CRITIC temelli ARAS ve MARCOS yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, bu ülkelerin ekonomik, sosyal ve çevresel kriterler dikkate alınarak yeniden sıralanmasıdır. Çalışmada, CRITIC yöntemi ile kriterler arasındaki ilişkiler nesnel şekilde ağırlıklandırılmış, ARAS ve MARCOS yöntemleri ile ülkelerin performansları karşılaştırılmıştır. Çalışmanın önemi, Kırılgan Beşli gibi gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına odaklanılarak zayıf yönlerinin belirlenmesi ve iyileştirme yollarının sunulmasıdır. Bu bağlamda, çalışma; ekonomik büyüme, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal kalkınma gibi temel alanlarda ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ne kadar ilerlediğini ortaya koymaktadır. Literatüre katkı olarak, CRITIC temelli ARAS ve MARCOS yöntemlerinin birlikte kullanıldığı nadir çalışmalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bu sayede, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının ölçülmesinde yenilikçi bir yaklaşım sunulmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, Türkiye ve Endonezya’nın diğer Kırılgan Beşli ülkelerine göre daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Hindistan ve Brezilya ise özellikle çevresel ve sosyal kalkınma alanlarında zayıf kaldığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, bu ülkelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşma yolunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini işaret etmektedir. Bu kapsamda Kırılgan Beşli ülkelerinin, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal eşitsizliklerin giderilmesi için yenilikçi politikalar geliştirmesi gerekmekte, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların bu süreçte aktif rol alması beklenmektedir.Öğe YENİ BİR FİNANSMAN MODELİ: KİTLE FONLAMASI(Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, 2020) Can, Reyhan; Başaran, NizamettinSermayesi kısıtlı olan firmaların fon kaynaklarına erişim imkanları, varlıklarını sürdürebilmeleri ya da yeni projelerini hayata geçirebilmeleri açısından hayati öneme sahiptir. Özellikle yeni firmaların kurulmasında ve yeni/yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesinde fon kaynaklarına erişim ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Son dönemlerde dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmeler fon kaynaklarına erişimi daha da zorlaştırmış, fon talep edenlerin alternatif fon kaynaklarına yönelmelerine neden olmuştur. Bu alternatif fon kaynaklarından bir tanesi de kitle fonlamasıdır. Kitle fonlaması özellikle yeni/yenilikçi projelerin hayata geçirilmesinde kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yeni bir finansman modeli olan kitle fonlamasını tanıtmak, başarısını ve uygulama alanlarını açıklamak için teorik bir çerçeve oluşturarak literatüre katkıda bulunmaktır.Öğe What Happened to Children with Avoidant Attachment? A Study of Social Relations-Based Behaviours of Avoidant Children from the Age of 6 to 19(Mustafa ÖZGENEL, 2021) Çabuk, Feyza Uçar; Seven, Serdal; Seven, Zeynep DenizThe purpose of this study is to assess the social relationship-based behaviors of 19-year-old children who are in the early stages of adulthood and had an avoidant attachment style at age 6. Based on criterion sampling, a purposive sampling method used in qualitative research, the study group of this research was selected from children whose attachment security had been previously identified. The study was conducted with 5 girls and 5 boys with avoidant attachment styles selected from the 26 available children who participated in the 2006 study that identified the attachment patterns of 110 children. The data collection instruments of the study are the IDFSS attachment scale used in 2006 and a semi-structured interview form and a student data form used in 2019. The study concludes that children who exhibited avoidant attachment at age 6 maintained their attachment patterns. They were found to fail in perceiving academic achievement, coping with emotional problems, relationships with parents and others, and trust in others.Öğe INVESTIGATION OF THE EFFECT OF CONSUMER ATTITUDES AND DEMANDS ON ACCESS TO HEALTH SERVICES: APPLICATION OF PARETO ANALYSIS(Istanbul Esenyurt University, 2022) Güleç, Esendal; Baktır, Yusuf; Dalay, İsmailAccess is an important concept in examining the organization, financing, and delivery of health care. In order to ensure equality of access and sustainability in the demand and consumption of health services, access to health services must be well managed. In the provision of health services, the obstruction of patient flow and the resulting disruptions in treatment are caused by various obstacles in front of access. In this study, it was investigated whether consumer demands have an effect on supply in terms of increasing access inequality in health services. The aim of this study is to provide a different perspective on the necessity of investigating the effect of consumer attitude factors in accessing health services, in the formation of patient flow congestion in order to receive care and benefit from services, and to examine the existence of the effect of demand-side factors on supply and to generate data in order to develop managerial strategies. The research is designed as a cross-sectional research model in which the relationship between cause and effect is examined together in a certain time period. In the study, the one-year patient flow distribution of outpatients who applied to a public health institution to receive health services was examined, the data were analyzed and interpreted on the basis of the Pareto principle. As a result of the findings obtained, outpatient clinic applications of patients who requested access to health services in order to receive care and benefit from services were grouped on the basis of branch and diagnosis, and analysis was performed on a sample group of 2000 people. According to the results of the Pareto analysis applied to calculate the number of benefiting from the outpatient clinic in the provision of health services; It has been observed that 20% of the patients in all branches occupies 80% of the total examination mass performed within their own group. In the results obtained with the Pareto analysis, it is predicted that determining the density of consumers in the demand for health services, examining these individuals in terms of consumer attitudes and behaviors, and evaluating their purchasing behaviors can be qualified as a quantitative decision tool in marketing research for decision makers.Öğe A New Arabic Coding Scheme(İstanbul Gedik Üniversitesi, 2019) Al-busaeed, Sarah Abdulkareem; İnan, UmutIn this paper, we designed a new Arabic letter encoding scheme based on the characteristics of the Arabic language to solve many Arabic coding problems, especially those related to formulation problems. In the proposed coding scheme, we were able to represent the Arabic letter and its accent marks using one byte instead of two, thus, the size of the Arabic text was reduced in half. The suggested coding scheme can be used as a bilingual coding scheme instead of ASCII in an Arabic platform environment or as a text compression scheme.Öğe The Problems Experienced by Minimum Wage Workers due to Covid-19 And The Solutions Offered by the Government(Ecem ALTUN, 2023) Dinçer, Rumeysa; Yılmaz, Yelda; Özüçelik, Doğaç NiyaziBu çalışmanın amacı, Covid-19 sürecinde asgari ücretle çalışan kişilerin yaşadığı sorunları ortaya çıkarmaya çalışmak ve devletin konu ile ilgili sunduğu çözümleri ele almaktır. Bu çalışma, nitel bir yöntemle ele alınmış olup 20 gönüllü katılımcı ile yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Erişilen bulgulara içerik analizi ile ele alınmış olup bulguların gerçekliğinin artması için direkt alıntılar yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda katılımcıların Covid-19 sürecinde hem maddi sorunlar hem de aile içi geçimsizlik yaşadığı görülmektedir. Yaşanılan sorunların ise genellikle katılımcılar tarafından halledilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Birçoğu devlet yardımlarından faydalanmadığını ve yapılan yardımların yeterli görmediklerini ifade etmiştir. Yardım önerileri ise daha çok nakdi yardım yönünde olduğu gözlemlenmiştir. Asgari ücretle çalışan kişilerin sorunlarına daha fazla eğilmeli ve bu konuda asgari ücretli çalışan kişilerin de talepleri göz önüne alınmalıdır. Ayrıca yapılan yardımların ayrıntıları asgari ücretle çalışan kişilere daha iyi aktarılmalı ve başvuru sonraki aşamaların daha efektif sonuçlar alma yönünde çalışmaların yürütülmesi elde edilen bulgulara göre önem arz etmektedir.Öğe ENTEGRE TURİZM ÇALIŞMALARININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ(Mustafa KARACA, 2022) Kaya, Buket; Altan, FatihGünümüzde ülkeler, kentler, turistik merkezlerin birbirleri ile rekabet etmekten ziyade birçok alanda olduğu gibi turizmde de ortaklıklar ve iş birliklerine gittikleri gözlenmektedir. Bu bağlamda entegre turizm kavramının öne çıktığı ve bu konuda bilimsel araştırmaların giderek daha fazla yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada 2000-2021 yılları arasında Türkiye’de entegre turizm konusunda yayınlanan bilimsel çalışmaların bibliyometrik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda 43 akademik dergi yayını, 5 sempozyum bildirisi, 4 kongre bildirisi ve 1 yüksek lisans tezi olmak üzere toplamda 53 akademik yayın çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma sonucunda turizmde entegrasyon konusunda yapılmış olan çalışmaların özellikle son 10 yıl içerisinde kayda değer bir artış olduğu gözlenmiştir. Yapılan araştırmalarda en çok kırsal turizm, kültürel turizm ve gastronomi turizminin entegrasyonu ele alınmış ve en çok nitel analiz yöntemlerinin tercih edildiği, bu kapsamda turizm alanında çalışanlar ile görüşmeler yapıldığı, bölgelerin çeşitli turizm alanları açısından potansiyellerinin SWOT analizi ile ele alındığı, bölgelerin çeşitli turizm alanları açısından potansiyellerinin doküman incelemesi ile yapıldığı belirlenmiştir.Öğe İLETİŞİM TEKNOLOJİSİNDEKİ HIZLI DEĞİŞİMİN EKSENİNDE YENİ BİR KAVRAM: “İLETİŞİM AÇLIĞI”(Dicle Üniversitesi, 2017) Oğuz, CihanYeni iletişim teknolojilerinin her geçen gün varlığını ve etkinliğini daha güçlü şekilde duyurduğu günümüzde, insan yaşamının da bundan payını alması kaçınılmaz hale gelmiştir. “Demode” olmamak için son model iletişim araçlarını kullanan gençliğin bu “doğal refleksi”ni makul karşılamak mümkün. Ancak 25-30 yaş arası grup ile orta yaş ve üzeri bireylerdeki “merak” unsurunun kökenlerini irdelemek gerekiyor. Bu çalışmada, modernizmin yalnızlaştırdığı bireyin, geçmişindeki boşlukları iletişim dünyasının sunduğu teknolojik ve sosyal olanaklarla ikame etmesinin nedenleri, gerekçeleri ve ulaşılan sonuç içerik analizi ile ele alınmış; bazen bir “can simidi” gibi görev yapan ama bazen de “su alan tekne” misali bireyi boşluğa iten iletişim olgusunun hayatımızdaki varlığıtüm boyutlarıylairdelenmeye çalışılmıştır. İnsanların -hele hele hiç tanımadıkları ve karşılaşmadıkları kişilerle- neden bu kadar sınırsızca iletişime geçtikleri; interneti neden yalnızlıklarına bir “çare” olarak düşündükleri, “iletişim açlığı” kavramı çerçevesinde incelenmiştir