Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 54
  • Öğe
    Mikrobiyel ekzopolisakkaritler
    (2016) Ergene, Erdi; Avci, Ayse
    Mikrobiyel ekzopolisakkaritler (EPS) birçok mikroorganizma tarafından üretilerek dış ortama salgılanan karbonhidrat yapısındaki biyopolimerlerdir. EPS, mikroorganizmayı kurumadan, fagositozdan, faj etkisinden korur, ısı, ışık, ses gibi stres ortamında bariyer görevi görür. Endüstriyel amaçla üretilen EPS'ler genellikle gıda, kozmetik, petrol, kimya gibi alanlarda kullanılmaktadır. Mikrobiyel ekzopolisakkaritler gıdalarda stabilizatör, emülgatör, jelleştirme ajanı, nem tutucu, kıvam verici gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Bu amaç için en çok kullanılan mikrobiyel ekzopolisakkaritlerin başında ksantan ve jellan gelmektedir. Bunların yanında, dekstran, kurdlan, levan, pullulan, bakteriyel aljinatlar gibi önemli özelliklere sahip EPS'lerin kısıtlı da olsa kullanımları mevcuttur. Bu derlemede, mikrobiyel EPS'lerin özellikleri ve önemi üzerinde durulmuştur.
  • Öğe
    Comparision of dynamic and static balance in adolescents handball and soccer players
    (2014) Karadenızlı, Zeynep Inci; Oya Erkut, Ayşe; Ramazanoğlu, Nusret; Uzun, Selda; Çamlıgüney, Asiye Filiz; Sinan Bozkurt, Asiye Filiz; Tıryakı, Cetin
    This study aims to compare the static and dynamic balance in adolescents handball and soccer players. 32 male student national athletes: soccer (N= 17), handball (N= 15) between 15-18 years of age and at least 3 training years were included to the study. Assessment of static and dynamic balance was measured with Prokin 5.0 Technobody. There were no significant differences found between handball and soccer players on static and dynamic balance tests. We think that there are similar movements used often by both group, like faking and changing direction. On the other hand, there was found significant difference between right and left leg of soccer players perimeter scores for unipedal (Forward-Backward) dynamic balance slalom tests, when were compared within each group { t (15)= -3,158, p < 0,01 }. Unipedal (F-B) dynamic balance slalom tests score of right leg was better than left leg for soccer players, but, there were no significant differences for handball players (p>0,05). All of the soccer players are dominantly using their right leg. In addition, this result might relate training methods and years, experience, muscle force asmmetry. On the other hand, handball players s dominant legs are also right, but their usually jumping legs are left.
  • Öğe
    ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI VE ALGILANAN SOSYAL DESTEK ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2020) Yıldız, Esra.; Koçak, Orhan
    Sosyal medya bağımlılığı ve algılanan sosyal destek kavramları son yıllarda farklıaraştırmalara konu olmuştur. Alan yazında birçok farklı değişkenle ilişkisi incelenen bukavramların birlikte bir çalışma konusu olmadığı görülmüştür. Bu kapsamda bu araştırmada;İstanbul’da bulunan üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım ve bağımlılık düzeyi ilealgılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi ölçmek amaçlanmıştır. İlişkisel taramamodelindeki araştırmanın verileri “Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği: Yetişkin Formu” ve “ÇokYönlü Algılanan Sosyal Destek Ölçeği” ile İstanbul’da üniversitelerde öğrenim gören 410öğrenciden toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; medeni durumun aile ve arkadaş hariç değer verilen özel birkişiden alınan destek ile, sosyal medya kullanım amacı ve kullanılan sosyal medya platformusayısının ise algılanan sosyal destek ve sosyal medya bağımlılığı düzeyleri ile ilişkili olduğu,sosyal medya kullanım süresinin artması ile sosyal medya bağımlılığının arttığı ve sosyalmedya bağımlılığı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin fakülte ve bölüm bazında değişiklikgösterdiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, algılanan sosyal destek düzeyi ve alt boyutlarının sosyalmedya bağımlılığını negatif yönde etkilediği görülmüştür.
  • Öğe
    THE EARLY EFFECTS OF THE SINGLE LUMBAR EPIDURAL STEROID INJECTION ON FASTING BLOOD GLUCOSE
    (2019) Candan, Burcu; Temel, Taylan; Erkılınç, Atakan
    Background: Epidural steroid injection is one of the safest and most effective waysto treat acute and chronic lumbar back pain syndromes. The aim of this study is todetermine the early effects of single lumbar epidural injection on the fasting bloodglucose.Patients and Methods: In this study, thirty-nine patients with chronic back painand sciatica nerve pain who did not benefit from conventional therapies, such asanti-inflammatory medications and physiotherapy during last 6 months, wereinvestigated. Each patient was given 80 mg triamcinolone acetonide via epiduralroute. Ten of the selected patients had type II diabetes mellitus and were treated withoral anti-diabetics. The fasting blood glucose were tested at baseline and at eachpost-treatment day during the first five days after the single epidural steroid injection.Results: The mean fasting blood glucose levels increased significantly betweenbaseline (106.38± 26.10 mg/dl) and the first two post-treatment day (day 1, 125±55.52 mg/dl with p= 0.002; day 2, 113.41± 35.19 mg/dl with p= 0.01) but returned tobaseline values by the fourth treatment day (day 4, 106.67± 27.96 mg/dl with p= 0.9)in all patients. The mean fasting blood glucose level on the third post-treatment daywas also higher than the baseline but the difference was not statistically significant.When patients with and without diabetes mellitus were evaluated as separate groups,the mean fasting blood glucose levels returned to baseline values on the third day ofthe treatment in non-diabetic patients, whereas on the fourth post-treatment day indiabetic patients.Conclusion: Epidural steroid injection may increase fasting blood glucose for a longerperiod in diabetic patients than those without diabetes mellitus. The patients shouldbe informed about the influence of the epidural steroid injection on the blood glucoselevels before the treatment procedure, but diabetic patients should also be offeredregular blood glucose monitoring in the early period after the treatment.
  • Öğe
    İlköğretim Öğrencilerinde Proje Tabanlı Mikroskobik Canlı Bilincinin Oluşturulması
    (2017) Ugras, Serpil; Keskin, Hasan Kagan; Sipahi, Nisa; Dursun, Hacer
    Bu çalışmada, günlük yaşamın bir parçası olan mikroorganizmalar hakkında genelbilgilerin verilmesi ve özellikle zararlı mikroorganizmalara karşı doğru antibiyotikkullanımının öğretilmesi hedeflenmiştir. Çalışma, hem kırsal hem de kentselkesimden 5. Sınıfta öğrenim gören, 20’si erkek, 18’i kız olmak üzere toplam 38öğrenci ile yürütülmüştür. Katılımcılara, uygulamalar öncesinde ve sonrasındamikroorganizmalarla ilgili mevcut bilgilerini belirlemek amacıyla, 38 sorudan oluşanbaşarı testleri uygulanmıştır. Başarı testi sonucunda elde edilen veriler normaldağılıma sahip olmadığından, farklı gruplara ait verilere Mann Whitney U testi, aynıgruba ait verilere ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarınagöre katılımcıların mikroorganizmalar hakkındaki öğrenme çıktıları istatistikselolarak anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Araştırmada yerleşim yeri değişkenine aitbetimleyici istatistikler sonucunda ise okulun bulunduğu yerleşim yerinin kırsal veyakentsel olmasının öğrencinin mikroorganizmalar konusuna ait hazırbulunuşluk düzeyive öğrenme çıktılarının üzerinde belirleyici bir etkisinin olduğu görülmüştür. Buçalışma sayesinde yapılan etkinliklerle kavramlar öğretilirken aynı zamandakatılımcıların bilime bakış açılarında önemli ölçüde ilerlemeler kaydedilmiştir. Buçalışma konu itibarı ile geleceğimiz ve sağlığımız için son derece önemli bir eğitiminparçası olma niteliğindedir.
  • Öğe
    Gelişmekte Olan Teknolojiler Sonucu Sağlıkta Oluşacak Yeni Meslekler
    (2019) Önder, Güler; Onder, Emrah; Özdemir, Muhlis
    Günümüzde gelişmekte olan teknolojilerin en önemli uygulamaları ve sonuçları sağlık sektöründe görülmektedir. Bulut bilişim, büyükveri, nesnelerin interneti, arttırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, giyilebilir teknolojiler vb. birçok gelişen teknoloji sağlık uygulamalarındakullanılmaktadır. Ülkeler dördüncü sanayi devrimini yakalayabilmek için bir yarışa girmişken, ülkelerin sağlık sektörleri aynı şekildeSağlık 4.0 uygulamalarına adapte olmaya çalışmaktadır. Sağlık 4.0 uygulamalarına daha çabuk uyum sağlayarak sağlık sistemlerinibu kavram üzerine kurmayı başaran ülkeler orta ve uzun vadede bunu başaramayan ülkelere göre çok daha önde olacaklardır. Bukapsamda bu akademik çalışmada geleceğin teknoloji ve bilgi teknolojileri temelli önemli sağlık mesleklerinden olan teletıp sistemleriuzmanı, sağlıkta büyük veri analisti, klinik iş analisti, arttırılmış/sanal gerçeklik destekli cerrahi planlayıcı, plastik/rekonstrüktif ve estetikcerrahi 3 boyutlu yazıcı uzmanı, sanal hastane yöneticisi, derin öğrenme uzmanı, sentetik organ tasarımcısı, epigenetik danışmanlıkve sağlık hizmetleri içeriği sağlayan ses asistanı tasarımcısı meslekleri ele alınacaktır. Ülkemizde sağlık ve teknolojilerin kesiştiğikonulara değinen akademik çalışmaların arttırılmasında fayda vardır.
  • Öğe
    HASTANE ÇALIŞANLARININ SOSYAL İYİ OLMA HALİNİN İŞ VE YAŞAM DOYUMU ÜZERİNDEKİ ETKİSİ*,**
    (2021) Tatlı, Elıf; Yiğit, Arzu
    Bu araştırmanın amacı hastane çalışanlarının sosyal iyi olma halinin iş ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini yapısal eşitlik modeli ile tespit etmektir. Araştırmanın evrenini, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Hastanesi personeli oluşturmaktadır. Araştırmada korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan yapısal eşitlik modeline göre sosyal kabul boyutundaki artış içsel ve dışsal boyut üzerinde artış sağlamaktadır. Güven duyma boyutunda artışın ise yaşam doyumu, içsel ve dışsal boyut üzerinde artışa sebep olduğu saptanmıştır. Ayrıca sosyal saygınlık boyutundaki artış içsel ve dışsal boyut üzerinde azalışa, sosyal etki boyutundaki artışın ise yaşam doyumu, içsel ve dışsal boyut üzerinde azalışa sebep olduğu tespit edilmiştir. Hastanelerde çalışanlara mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlamalı ve çalışanların iş ve yaşam doyumlarını artıracak plan ve politikalar geliştirmelidir. Bu durum personel devir hızının düşmesine, sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükselmesine, çalışan ve hasta memnuniyetinin artmasına, finansal sürdürülebilirliğe ve uzun vadede kârlılık ve verimlilik artışına katkı sağlayacaktır.
  • Öğe
    The Impact of Self-Efficacy Beliefs and Life Satisfaction on the Professional Difficulties Faced by Child Development and Preschool Teachers
    (2021) Yağcı, Filiz; Kütük, Halenur; Sezgin, Esin
    Employment opportunities in special education and rehabilitation centers are provided for child developers and preschool teachers after graduation. However, due to undergraduate programs not being as broad as those for graduates in the field of special education, educators in this branch may encounter certain problems and put up with some difficulties, especially when first starting their profession. Educators’ self-efficacy beliefs are among the factors thought to have an effect on these difficulties being experienced. Educators’ self-efficacy beliefs have been determined to affect the professional difficulties they experience. On the other hand, the level of satisfaction educators get from their experiences also affects the difficulties they experience. Educators with high life satisfaction are seen to encounter few difficulties. This study aims to test the effect of the self- efficacy beliefs and life satisfaction of child developers and preschool teachers working in special education and rehabilitation centers on the difficulties they encounter in their professional lives. The sample of the research consists of 200 educators (132 child developers and 68 preschool teachers) between the ages of 21 and 52. A personal information form as well as the Teacher Self-Efficacy Beliefs Scale, Satisfaction with Life Scale, and Tool for Determining Difficulties Special Education Teachers Experience have been used as data collection tools for being able to obtain detailed information related to the teachers participating in the study. The study analyzes the obtained data using the package program SPSS 24.00. The independent samples t-test, one-way analysis of variance, and Pearson correlation analysis have been used in analyzing the data. Relationships have been found for life satisfaction with difficulties experienced and self-efficacy beliefs as well as between difficulties experienced in special education and self-efficacy beliefs. The obtained findings have been discussed within the scope of the literature, and some suggestions have been made as a result.
  • Öğe
    ÖZEL BİR HASTANENİN AMELİYATHANE ÜNİTESİNDE MALİYET-HACİM-KAR ANALİZİ UYGULAMASI
    (2023) Karaşin, Yusuf
    Bu araştırmanın amacı, ameliyathane hizmet sunumu sırasında katlanılan giderler ile elde edilen gelir arasındaki ilişkiyi maliyet-hacim-kar analizi tekniği kullanarak tespit etmektir. Bu araştırma İstanbul ili sınırları içerisinde hizmet sunan özel bir dal hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 2020 yılı verileri esas alınmıştır. Toplamda 148 farklı işlemin yapıldığı tespit edilmiştir. Araştırma kapsamına tüm işlemler alınmış, örneklem sınırlamasına gidilmemiştir. Araştırmada maliyet unsurları olarak ele alınan kalemler; maliyet unsurları ise ilk madde ve malzeme, personel ve genel üretim giderleridir. Bu gider kalemlerinden ameliyathane birimine düşen kısım kapsam dâhilindedir. Ameliyathane ünitesine ilişkin finansal veriler sağlık kuruluşunun muhasebe biriminden elde edilmiştir. Toplamda 16.859.374,26 ? gelir, 9.394.347,90 ? gider ve 7.464.575,10 ? faaliyet karı tespit edilmiştir. Her ne kadar 41 işlemde zarar edildiği ortaya konulsa da ameliyathane ünitesinin kar elde ettiği tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Özel Sağlık Sektöründe Hekim Dışındaki Çalışanların ve Hastaların Hekimden Memnuniyeti ile Hekimin Finansal Sonuçları Arasındaki İlişki
    (2022) Karaşin, Yusuf; Şehirli, Mustafa
    Literatürde çalışan memnuniyetiyle müşteri memnuniyeti arasında doğrusal bir ilişki olduğu kabul edilir. Bu araştırma, pazarlama konularının diğer sektörlere nazaran daha farklı ve daha yavaş ilerlediği sağlık sektöründe gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, hasta memnuniyeti, hekim dışındaki diğer sağlık çalışanlarının hekimden memnuniyeti ve hekimin finansal sonuçları arasındaki ilişki incelenmesidir. Özel bir sağlık kuruluşunda toplam 418 çalışan ve 8045 hasta üzerinde memnuniyet ölçümü nicel olarak gerçekleştirilmiştir. Hekimin finansal katkısı ise kurum yetkililerden alınan finansal verilerdir. Finansal verilerin gizliliğinden dolayı, hekimin finansal katkısı yüzdesel olarak ifade edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, diğer sağlık personelinin hekimden memnuniyeti ile hekimin sağlık kuruluşuna finansal katkısı arasında anlamlı bir sonuç bulunmaktadır.
  • Öğe
    SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN DİJİTAL BAĞIMLILIK ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ
    (2023) Karaşin, Yusuf; Karagoz, Yalçın; Aşcı, Seda
    Bu araştırmanın amacı, sağlık çalışanları için dijital bağımlılık ölçeğinin geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde ikamet eden 380 sağlık çalışanı çalışma kapsamına dahil edilmiştir. Katılımcılara yüz yüze anket kullanılarak kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Çalışmada ilk olarak 61 maddelik taslak ölçek oluşturulmuştur. Uzman görüşü alındıktan ve pilot çalışma yapıldıktan sonra 6 madde ölçekten çıkarılmıştır. Kalan 55 ifadeden oluşan ölçek katılımcılara uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS ve AMOS paket programlarından yararlanılmıştır. Verilere ilk olarak açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda 30 ifadeden oluşan 6 faktör bulunmuştur. Faktörlere “Davranış Değişikliği, Negatif Yön, Dijital İhtiyaç, Aşırı Kullanım, Günlük Etki ve Zorunlu Hissetme” isimleri verilmiştir. Açıklayıcı faktör analizinden sonra elde edilen ifadelere doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen modelin verilere mükemmel uyum sağladığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, açıklayıcı faktör analizi ile geliştirilen ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi ile teyit edilmesi sağlanmıştır. Geliştirilen ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,929 olarak hesaplanmıştır. Bu değer de ölçeğin oldukça güvenilir olduğunun göstergesidir. Sonuç olarak, geliştirilen ölçeğin sağlık çalışanlarının dijital bağımlılıklarını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Bağlanma ve Duyarlılık Davranışlarının 3-5 Yaş Çocukları Üzerinden Nesiller Arası Aktarımla İncelenmesi
    (2021) Seven, Zeynep Deniz; Seven, Serdal; Cabuk, Feyza Ucar
    Bu araştırmanın amacı, bağlanma ve duyarlılık davranışlarının nesiller arası aktarımla 3-5 yaş çocukları üzerinden yansımasını incelemektir. Araştırma karma desenlidir. Araştırmaya 2 anneanne ve bunların 3-5 yaş aralığında çocuğu olan birisi ikincil bağlanmaya sahip ikişer kızları dahil edilmiştir. Böylece 3 nesilden toplam 10 kişi araştırmaya katılmıştır. Bağlanma durumları Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ölçeğiyle belirlenmiştir. Annelerin duyarlılık davranışları yarı yapılandırılmış bir ortamda oyun hamurları yardımıyla 3-5 yaş çocuklarla annelerinin etkileşimleri dahilinde incelenmiştir. Sonuç olarak anneannelerin büyük çocuklarıyla bağlanma ilişkisinden dolayı nesillerarası bir aktarımın olduğu ancak bunun anneannelerin ikincil bağlanmaya sahip küçük kızlarını kapsamadıkları görülmüştür. Annelerin duyarlılık davranışlarında ikincil bağlanmaya sahip olanlarının daha olumlu oldukları görülmektedir. Araştırma sonuçları nesiller arası aktarım ve hiyerarşik bağlanma biçimi teorilerini desteklemektedir.
  • Öğe
    Üniversite Öğrencilerinin Enneagram Kişilik Tipleri ile Düşünme Stilleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (2024) Yağcı, Filiz; Doğan, Duygu Arıcı; Kütük, Halenur; Acarkan, İsmail
    Kökleri insan yapısını tanımayı amaçlayan eski yaklaşımlara dayanan ve modern psikoloji oluşumu ve sistemi olarak bilinen Enneagram bilimi insan tabiatinin dokuz temel kişilik tipini ve aralarındaki ilişkiyi inceler. Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin enneagram kişilik tipleri ile düşünme stilleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini; Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde öğrenim gören 18-21 yaş arası 144 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Düşünme Stilleri Ölçeği” ve “Enneagram Kişilik Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşları ile DSÖ ve alt boyutlarından Kuralcı pozitif yönde çok zayıf, Tekilci pozitif yönde zayıf, Gelenekçi pozitif yönde çok zayıf ve Öznel pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır. Varyans analizi sonucunda da Düşünme Stili, alt boyutlarından Tekilci ve Öznel düşünme stillerinin kişilik tiplerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Production of Functional Chocolate with Lycium Barbarum L. (Wolfberry) Additive
    (2024) Şat, İhsan Güngör; Takım, Emine; Binici, Halil İbrahim
    In this study, a new bitter chocolate with functional properties was produced by using different tempering temperatures with different ratios of wolfberry addition and physicochemical, antioxidant, textural and sensory properties of these chocolates were determined. It was observed that fruit ratios on bitter chocolate had a statistically significant (P<0.01) effect on DPPH, ABTS and hardness values, while there was no significant effect on total flavonoid amounts. It was determined that tempering temperature had a significant effect (P<0.01) on pH, reducing sugar, sucrose, total phenolic content (TPC), DPPH, ABTS, total flavonoids (TFC) and hardness values, while it had no significant effect on total dry matter and total sugar values. The rich total phenolic and antioxidant content of the added wolfberry fruit and its substitution for sugar improved the functional properties of the chocolate. As a result of the study, it was possible to introduce a value- added functional product with wolfberry additive to the market, thus pioneering the production of new products as well as the fresh use of the fruit.
  • Öğe
    Kişileştirme Bağlamında Cansız Nesnelerin Algılanması: Cep Telefonu Örneğinde Nicel Bir Araştırma
    (2020) Sezer, Nilüfer; Er, Seher; Savaş, Sezgin; Tunçay, Esra; Altun, Banu; Elmacıoğlu, Gülistan; Büdün Aydın, Esra
    Bu çalışma cep telefonunun kişileştirilmesi bağlamında bireylerin zihninde nasıl bir algılamaya sahip olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Algı kavramı içinde barındırdığı anlamlar bütününe bakıldığında soyut bir kavramsallaşmayı ifade etmektedir. Birolay, olgu ya da nesnenin bireyin zihninde ve duygularında yarattığı anlama işaret eden algı kavramının söz konusu olay, olgu ya da nesneden bağımsız olarak bireyin kendine özgü özellikleri doğrultusunda farklılık gösterdiği kabul edilmektedir. Algı, her bir bireyin ‘tek’ ve ‘biricik’ olma gerçeği bağlamında düşünüldüğünde tanımlanması ve somutlaştırılması karışık ve zor bir kavramdır. Algının kavramsallaştırılması sürecinin en genel tanımıyla ‘duyumsal bilgilerin zihinsel temsili’ olarak tanımlanan imaj kavramıyla yakından ilintili olduğu bilinmektedir.Bu bağlamda, çalışmanın ilk bölümünde algı ve algılama kavramına odaklanılırken; sonrasında kişileştirme ve imaj kavramına odaklanılmıştır. Çalışmanın son kısmında ise cep telefonunun bireylerin zihnindekialgılanmasına yönelik sorular sorulmuştur. Bu sorular cep telefonunu kişileştirme algısı üzerinedir. Araştırmanın temel problemi, cep telefonunun gündelik hayatın vazgeçilmez bir nesnesi haline gelmesi ve bu nesne üzerinden sembolik etkileşimciliğin kurulmaya çalışılması olmuştur. Bu problemden hareketle araştırmada “Cep telefonu bir insan olsaydı fiziksel ve kişisel özellikleri nasıl olurdu?” sorusuna yanıt aranmaya çalışılmış ve elde edilen bulgulara göre cep telefonu hakkında bireylerin kendi fiziksel ve kişilik özelliklerine benzer algılara sahip olduğu saptanmıştır.
  • Öğe
    Pesticide residues in vegetables and fruits from Istanbul by LC-MS/MS
    (2022) Çakmak Sancar, Burcu; Akhan, Meryem; Öztürk, Muhsin; Ergün, Özer
    Selected pesticide active ingredients are used in various stages of production of fruits and vegetables in Turkey for the purpose of pest control. Due to their harm to humans, animals and the environment, pesticide active ingredients and their residue limits were determined by legal regulations. The aim of this study was to determine and highlight the pesticide residue risk in fruits and vegetables sold in markets and greengrocers and widely consumed in Istanbul, one of the most populated cities in Turkey. 393 pesticide active ingredients in 100 fruit and vegetable samples (tomatoes, green peppers, cucumbers, strawberries and apples in total) were screened using liquid chromatography coupled to mass spectrometry (LC–MS/MS) with Quick Easy Cheap Effective Rugged and Safe (QuEChERS) sample preparation method. The mean recoveries of the pesticides were between 76.5 % and 115.5 %, LOQ for them was 0.01 mg kg-1. Pesticide residue was detected in 43% of the samples. A total of 7 (7%) samples contained pesticide residues above maximum residue limit (MRL). While pesticide residues were detected above MRL in tomato, strawberry and cucumber samples; no pesticide residues were found above MRL in pepper and apple samples. In the samples analyzed, 42 different pesticide residues were detected, the most detected pesticide active substance in the samples examined was Acetamiprid. Phorate Sulfone, one of the banned pesticides, was detected in a strawberry sample.
  • Öğe
    Yiyecek–İçecek İşletmelerinde Yapay Zekâ Kullanımı
    (2020) Çerkez, Mehtap; Kızıldemır, Özgür
    Dünyada yapay zekâya olan talep yiyecek içecek sektöründe günden güne artmaktadır. Çalışma yapay zekâ ve robotik teknoloji uygulamasının yer aldığı bir restoranda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tüketicilerin teknoloji kullanımı ve beklentileri konusundaki mevcut durumunu ve yaş grupları arasındaki farkları ortaya çıkarmak amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Tüketici davranışlarını yerinde tespit etmek için katılımcı gözlem metodu kullanılmıştır. Araştırma sonunda tüm yaş gruplarının robotlara olan ilgisinin fazla olduğu tespit edilmiş ama akıllı masalara olan ilgi gençler arasında daha az iken, çocuklar tarafından daha çok kullanılmaktadır. Aynı zaman da akıllı masalar yemek sırasında fonksiyonel olarak kullanılamamaktadır. Tüketiciler yemek siparişi esnasında akıllı masayı kullanma yerine geleneksel sipariş yöntemini kullanmayı tercih etmektedirler. Araştırma sonucunda edinilen bulgular doğrultusunda, ülkemizde yeni olan bu uygulamalar, Dünya’daki benzer gelişmeler takip edilerek geliştirilmelidir. Böylelikle tüketici beklentileri karşılanacak, sektörün gelişmesi sağlanacaktır.
  • Öğe
    Menopoz Semptomlarının Yönetiminde Yoganın Kanıt Temelli Kullanımı
    (2021) Öz, Tuğba; Demirel, Özlem Bakan; Can Gürkan, Özlem
    Yoga, sağlıklı yaşam davranışlarının geliştirilmesi ve hastalıkların tedavisinde güvenli bir uygulama olarak bilinen, en önemligeleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından biridir. Kadın yaşamında önemli bir yeri olan menopozal dönem, östrojendüzeyinin azalması sonucu, sıcak basmaları, uyku sorunları, psikolojik rahatsızlıklar, cinsel işlev bozukluğu, kilo alımı ve bilişselişleyişin azalması gibi semptomların görüldüğü ve üreme yeteneğinin kaybolduğu bir zaman dilimidir. Kadın hayatında çok fazladeğişimin olduğu bu dönemi konforlu geçirmek her kadının hakkıdır. Bu derleme, yoganın menopoz semptomlarının yönetimindekullanımıyla ilgili kanıt temelli çalışmaları incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Yoganın menopoz semptomlarından; sıcak basması veuyku problemleri üzerine olumlu etkileri olduğu ve menopoz dönemi kadınların yaşam kalitelerini yükselttiği kanıt temelliçalışmalarla gösterilmiştir.
  • Öğe
    Investigation of Breast Milk Use in Early Childhood and Its Psychobiochemical Effects
    (2024) Vardaglı, Duygu; Çetin, Furkan Fatih
    Aim: The periods in which the infant is fed only by breast-feeding (food: breast milk), and the period in which the infant can stay in contact with breast milk (nutrient: breast milk + food X) maximum by breast-feeding, and KSS score distributions in these periods were investigated. Material and Methods: In the research; Individuals between the ages of 18-25 were asked questions about the early childhood-infancy periods, to determine the duration of breast milk intake and breastfeeding, and the distribution of the scores they received was examined by applying the KSS. The Cronbach Alpha coefficient (0.723) was calculated to determine the Turkish validity and reliability of the Kerns Secure Scale. The data were collected digitally, and the minimum sample size was determined as 176 people with the G*Power (v3.1.9.7) program. In the research, data belonging to 209 people were studied, and SPSS 26 statistical program was used to determine the data. p<0.05 was considered statistically significant in the analyses. Results: In our findings, although only breast milk intake is less than 6 months, breastfeeding at the age of 3-4 months has a positive effect on KSS (Mean: 47.38). When the breastfeeding period is 6 months or more, the rate of feeding only with breast milk is 47.7%. According to these data, the longer the breastfeeding period; breast milk intake is reduced, but mother-infant contact is maintained. Conclusion: The application of this content, not the breast milk content alone, through breastfeeding and not less than 6 months, supports secure attachment.
  • Öğe
    Investigation of Microflora-Mediated Effect of Nutrition Frequency and Food Choice on General Affective State
    (2023) Vardaglı, Duygu; Kayar, Özlem
    We investigated the changes in the gut microbiota depending on the type and frequency of use of carbohydrate, which is the main element in our diet, and the relationship of these changes with mood. Thus, we aimed to intervene in mood disorders, which are seen in approximately 6.2% of the population in our country, by improving the type and frequency of use of carbohydrates, which make up 60% of the daily diet. In the study, 197 young adults between the ages of 18-45; Questions were asked to determine the number and times of meals during the day, the basic nutrients that make up their meals, the foods they chose in case of mood changes they noticed, the types of carbohydrates they consumed and the frequency of consumption, and the data were collected in the digital environment. To increase the possibility of accurate and reliable data collection; The ideal number of questions was determined as 30 and the Cronbach Alpha coefficient was calculated as (0.78). SPSS 26 statistical program was used to determine the data and p<0.05 was considered statistically significant. Prolonged meal breaks, foods perceived as rewards, and moreover, consumption of foods that can be defined as \"vain foods\" whose content is far from benefit have been detected. Keeping the breaks between meals short, using nutrition not for \"prolonged hunger\", but for \"hunger\" and staying away from foods that can be defined as \" vain foods\" that contain no benefit, will bring us closer to mental and physical well-being.