Yazar "Ergene, Erdi" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe ALFA LİPOİK ASİT VE METABOLİK ETKİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA(Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, 2018) Ergene, ErdiAlfa lipoik asit vücutta sentezlenmesinin yanı sıra çeşitli yiyeceklerde de bulunur. 1950’li yıllarda karaciğerden saflaştırıldıktan sonra moleküler yapısı 1,2 ditiyolen-3 pentanoik asit veya 6,8 tioktik asit olarak tanımlanmıştır. Vücutta enerji metabolizmasında kofaktör olarak görev almanın yanı sıra serbest radikal yakalama, metallerle şelat oluşturma, diğer antioksidanları rejenere etme vb. fonksiyonlara sahiptir. Okside ve redükte olmak üzere 2 formu bulunmaktadır, her iki formu da organizmada aktivite gösterir. Redükte lipoik asit dihidrolipoik asit olarak da bilinmektedir. Sentez yeri mitokondri olan alfa lipoik asit oktanoik asit ve sülfür kaynağından sentezlenir. Gerek yağda gerek suda çözünebilen tek antioksidan olmasından dolayı evrensel antioksidan olarak da adlandırılmaktadır. Alfa lipoik asit vücuda alındıktan sonra ince bağırsaktan emilir ve karaciğerde dönüşüme uğrar. 1,2 ditiyolen halkası indirgenerek dihidrolipoik asit formuna dönüşür. Yapılan deneysel ve klinik çalışmalar, insülin direnci, diyabetik polinöropatinin tedavisinde, nörodejeneratif bozukluklar, AİDS tedavisinde alfa lipoik asidin yararlı bir etki gösterdiği düşünülmesine rağmen, hepatik ve hepatik ile ilişkili hastalıklarda alfa lipoik asidin etkinliği tartışmalıdır. Alfa lipoik asit, oksidatif strese bağlı oluşabilen hastalıkların önlenmesi ve/veya tedavisindeki terapatik etkisinden dolayı son yıllarda etkili bir antioksidan olarak tanımlanmaktadır. Diyet kaynakları arasında kırmızı et, organ etleri, ıspanak, brokoli, patates, yer elması, havuç, pancar ve maya bulunur. Diyet takviyesi olarak kullanılan ticari formlarında 50-600 mg arasında alfa lipoik asit bulunur. İnsanlarda 600-2400 mg/gün dozun güvenilir olduğu bildirilmiştir.Öğe Bariyatrik Cerrahi ve Uzun Dönem Beslenme Sorunları(İstanbul Aydın Üniversitesi, 2021) Erim, Burak; Ergene, Erdi; Hecer, CananBariyatrik cerrahi; obez bireylerde, vücut ağırlık kaybı, obezite ile ilişkili eşlik eden hastalıkların ve mortalitenin azaltılması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi nedeniyle oldukça etkili bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Tüm bariyatrik prosedürler, değişken derecelerde, gastrointestinal sistemin anatomisini ve fizyolojisini değiştirir; bu değişiklikler hastaları, anemi, osteoporoz, protein malnutrisyonu gibi hastalıkların oluşmasına yol açabilecek makro ve mikro besin maddelerinin eksikliklerine karşı daha duyarlı hale getirir. Çoğu obez hastanın ameliyattan önce bir takım beslenme yetersizlikleri bulunmaktadır. Bu sebeple operasyon öncesi hastalar tam bir beslenme değerlendirmesine tabi tutulmalı ve operasyon öncesi var olan bu yetersizlikler düzeltilmelidir. Bariyatrik cerrahi ile ilişkili beslenme komplikasyonları, hastanın ihtiyaçlarına göre multivitaminlerin ve mineral takviyelerinin uygulanmasıyla yaşam boyu beslenme izlenmesi ile önlenebilir. Bu çalışmada bariyatrik cerrahi sonrası meydana gelen uzun dönem komplikasyonlar hakkında literatür bilgisi derlenmiştir.Öğe Besin Hazırlama Ve Pişirme Yöntemlerinin İleri Glikasyon Son Ürünleri Üzerine Etkisi(2022) Erim, Burak; Ergene, Erdi; Hecer, CananBesinlerin ısıl işlem görmeleri çeşitli yeni bileşiklerin oluşumuna yol açar. Bunlar heterosiklik aminler, akrilamid ve ileri glikasyon son ürünleri (İGSÜ'ler) gibi zararlı bileşiklerdir. İGSÜ'ler diyabet, kardiyovasküler hastalık ve artrit gibi birçok kronik hastalıkla ilişkilidir. İGSÜ’ler indirgen şekerler ile proteinlerin, lipitlerin veya nükleik asitlerin serbest amino grupları arasında oluşan reaksiyonlardan kaynaklanan geniş ve heterojen bir bileşik grubudur. Son yıllarda sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam önemli derecede artmıştır. Bu durum, ekzojen İGSÜ alımının ve endojen olarak üretim miktarının artmasına yol açmaktadır. Literatür taraması olarak yapılan bu çalışmanın amacı İGSÜ’lerin sağlık üzerine olan olumsuz etkilerine karşı dikkat çekmek ve bireyleri sağlıklı besin hazırlama ve pişirme yöntemleri yönünden bilinçlendirmektir.Öğe DİYET LİF İÇERİĞİ YÜKSEK BAZI GIDALAR VE BESLENME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ(Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, 2019) Ergene, Erdi; Bingöl, Enver BarışDiyet lifi, sindirim enzimlerine dirençli bir grup gıda bileşeni olarak tanımlanmakta olup başlıca kaynakları tahıl, meyve ve sebzelerdir. Diyet lifi, başta kolon kanseri olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kabızlık gibi birçok hastalığın önlenmesinde olumlu etkilere sahiptir. Diyet lifi, teknolojik ve fonksiyonel özellikleri nedeniyle gıda teknolojisinde önem arz eder. Ayrıca düşük enerjili gıda üretimlerinde formülasyonun oldukça önemli bir bileşenidir. Günümüzde sağlıklı beslenen tüketicilerin sayısının artması, diyet lif içeriği yüksek gıdaların tüketimine olan ilgiyi de giderek arttırmaktadır.Öğe Effects of cultural conditions on exopolysaccharide production by Bacillus sp. ZBP4(Ankara University, 2018) Ergene, Erdi; Avci, AyşeMicrobial exopolysaccharides (EPSs) are of great interest for the application in various industries due to their gelling, stabilizing, emulsifying, and antioxidant properties. In the present study, EPS production of 12 Bacillus strains were investigated and the best producer, namely Bacillus sp. ZBP4, was selected for further studies in order to determine the effects of fermentation conditions on the biosynthesis of EPSs. Beet molasses was used as substrate in the experiments. The highest amount of EPS was obtained at 60 g L-1 molasses concentration within 24 h. Optimum temperature and pH were determined as 45oC and 5.0, respectively. Various carbon sources (glucose, starch, lactose, whey, mannitol, sucrose, beet molasses) have been tested for EPS production and beet molasses was found as the best. Using inorganic nitrogen source (ammonium sulfate) caused a decrease in the production of EPS. Tryptone gave the highest EPS yields amongst the organic nitrogen sources (yeast extract, peptone, tryptone) tested. Considerable increase in EPS production (1071 mg L-1) has been observed when the experiment was conducted under the optimized conditions (using tryptone and 60 g L-1 molasses at pH 5.0 and 45 °C in 24 h) which was 143 mg L-1 before the optimization studies. © Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi.Öğe Konstipasyonun Diyet Tedavisinde Probiyotiklerin Önemi(2020) Öztürk, Muhsin; Ergene, ErdiKonstipasyon toplumun birçok kesiminde görülen ancak özellikle çocukluk, gebelik ve yaşlılık dönemlerinde daha sık rastlanılan bir semptomdur. Hastalar üzerinde oluşturduğu rahatsızlıklar, iş gücü kaybı, tedavi masrafları ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisi dikkate alındığında önemli bir sağlık sorunu olduğu ortaya çıkmaktadır. Kronik konstipasyon tedavisinde laksatiflerden önce bir takım yaşam tarzı değişiklikleri ve diyet önerileri klinik pratikte rutin hale gelmiştir. Liften zengin gıdalar ile beslenme, lif takviyelerinin eklenmesi, sıvı alımının arttırılması, düzenli egzersiz ve dışkılamanın geciktirilmemesi bu öneriler arasındadır. Bunların yanı sıra son dönemlerde probiyotiklerin de konstipasyonun tedavisinde yer alabileceğini gösteren çalışmalar yapılmaktadır. Bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkisi ve metabolitleri ile bağırsak hareketliliğinin normalleşmesini sağlayarak konstipasyon semptomlarının iyileşmesine yardımcı olur. Yapılan bu çalışmada konstipasyonun diyet tedavisinde probiyotik kullanımının etkileri ve sonuçları incelenmiştir.Öğe Mikrobiyel ekzopolisakkaritler(2016) Ergene, Erdi; Avci, AyseMikrobiyel ekzopolisakkaritler (EPS) birçok mikroorganizma tarafından üretilerek dış ortama salgılanan karbonhidrat yapısındaki biyopolimerlerdir. EPS, mikroorganizmayı kurumadan, fagositozdan, faj etkisinden korur, ısı, ışık, ses gibi stres ortamında bariyer görevi görür. Endüstriyel amaçla üretilen EPS'ler genellikle gıda, kozmetik, petrol, kimya gibi alanlarda kullanılmaktadır. Mikrobiyel ekzopolisakkaritler gıdalarda stabilizatör, emülgatör, jelleştirme ajanı, nem tutucu, kıvam verici gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Bu amaç için en çok kullanılan mikrobiyel ekzopolisakkaritlerin başında ksantan ve jellan gelmektedir. Bunların yanında, dekstran, kurdlan, levan, pullulan, bakteriyel aljinatlar gibi önemli özelliklere sahip EPS'lerin kısıtlı da olsa kullanımları mevcuttur. Bu derlemede, mikrobiyel EPS'lerin özellikleri ve önemi üzerinde durulmuştur.Öğe PRESENCE OF LEGIONELLA PNEUMOPHILA IN TAP WATER AND ITS IMPORTANCE FOR PUBLIC HEALTH(2024) Çakmak, Ömer; Aldemir, Tuba; Ergene, Erdi; Acaröz, Ulaş; Acaröz, Ulaş; Arslan Acaroz, Damla; Arslan Acaroz, DamlaLegionella pneumophila is one of the Legionella species that has been implicated in outbreaks of Legionnaires' disease in many countries, particularly in the United States of America (USA), which is caused by tap water, resulting in severe pneumonia and a mortality rate of 7 to 10%. The majority of outbreaks were linked to buildings with plumbing systems (healthcare facilities, hospitals, large buildings, etc.) and specially designed water systems (cooling towers, fountains, showers, etc.), which are optimal sources for the growth of Legionella spp. Infections caused by L. pneumophila are more likely to be caused by hot water in showers, while L. anisa appears to be more likely to cause infections from cold water in taps. Aging municipal water infrastructure, main line outages and leaks in the system are cited as reasons for the transmission of microorganisms, which are difficult to remove from plumbing systems. In addition, climatic changes such as temperature and precipitation are other factors that contribute to the spread of Legionella spp. in water systems and expose more people to the pathogen. In 2023, the outbreak of L. pneumophila in Poland, which resulted in the death of 14 people, brought the importance of Legionnaires' disease back to the agenda. In this review; the epidemiology, transmission routes and detection methods of L. pneumophila, the most important agent of the disease, were revealed in order to prevent and control Legionnaires' disease outbreaks by searching the current literature. Also included is the treatment of Legionnaires' disease.Öğe YAPAY ET ÜRETİMİNDE TEKNOLOJİK GELİŞMELER VE ENDÜSTRİSİNİN GELECEĞİ(2023) Çakmak, Ömer; Ergene, Erdi; Gün, Hüseyın; Aldemir, TubaAlthough meat consumption is one of the most important conditions of healthy and a balanced diet, it becomes difficult to meet the demand per capita due to the increase in the world population. The change in consumer preferences and the constant increase in the use of resources in the traditional meat production method, the supply-demand imbalance that arises makes it necessary to turn to alternative protein sources. Because; genetically modified organisms (GMOs), meat alternatives obtained from plant-based sources, and cultured meat are among the emerging ideas for meeting protein needs. Artificial meat production is presented as a potential solution to reduce the serious problems related to nutrition and public health, climate change, environmental pollution, sustainability and animal welfare originating from traditional meat production. Preparation of artificial meat production procedures, providing taste criteria, determining risk analyzes and making necessary legal arrangements are important in terms of being among sustainable food sources. At the same time, it is important to specify the advantages in the production process against the problem of trust in consumer perception due to the high cost of artificial meat and ethical and religious beliefs. This article; It has been compiled from research on the historical development process of artificial meat production, production methods, alternative protein sources, advantages and disadvantages, the future of the artificial meat industry, consumers' attitudes and concerns towards artificial meat.