Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 17 / 17
  • Öğe
    Yağ İkame Maddesi Olestra ve Beslenme Açısından Önemi
    (2021) Çakmak, Ömer; Çalıcıoglu, Mehmet
    Olestra, gıda endüstrisinde yağ ikame maddesi olarak bilinen sakkaroz polyesteridir. Ticari markaadı Olean’dur. Kalori ve enerji içermez. Bu nedenle hem hayvansal ve bitkisel yağlardan zengindiyetlerin tüketilmesi hem de fiziksel egzersiz yetersizliği sonucu günümüzün bir sağlık problemiolan obezite riskini azaltmada önemli bir yağ ikame maddesidir. Geleneksel katı ve sıvı yağlarabenzeyen tat, lezzet ve pişirme özelliğine sahiptir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafındanolestranın kullanımı düşük yağ içerikli (paketlenmiş hazır tuzlu atıştırmalıklar, patlamış mısır vepatates cipsi gibi) sıınırlı sayıda gıdaların üretiminde kullanılmak üzere onaylanmıştır. Olestra ileilgili insan ve hayvanlar üzerinde çok sayıda yapılan araştırmalar sonucunda olumlu görüşler olsada olumsuz görüşlerde bulunmaktadır. Olestra, yağda eriyen vitamin A, D, E ve K’nın emilimineengel olmaktadır. Buna karşın, sindirim sisteminden emilemediğinden dolayı kilo ve serum kolestrol düzeyinde artış meydana gelmemektedir. Aynı zamanda olestranın toksik, karsinojenik, teratojenikve mutajenik etkisi bulunmamaktadır. Olestra, toprak ve atıklardan izole edilen aerobikmikroorganizma ve mantarların etkisiyle çevreden yok edilebilmektedir.
  • Öğe
    Koronavirüs ile Mücadelede Alternatif Bir Yaklaşım: Bitki Bazlı Yenilebilir Covid-19 Aşısı
    (2023) Çakmak, Ömer; Çalıcıoglu, Mehmet
    Son yıllarda dünyada EBOLA, SARS CoV-1, MERS gibi patojenik yeni viral suşların ortaya çıkması, özellikle de son örnek olarak yeni koronavirüs suşu Covid-19 ile küresel pandemi tehditine neden olmuştur. Bu salgın ile mücadelede ilaçların ve aşıların hızla geliştirilmesi önem kazanmıştır. Aşılar, vücudun bağışıklık sistemini antijeni tanıması maksadıyla uyaran ajanlardır. Son dönemlerde, geleneksel aşılardan kaynaklanan riski azaltabilecek yeni bir aşı formu tanıtıldı. Bu aşılar, genetiği değiştirilmiş bitkilerden üretilen yenilebilir aşılardır. Bitkisel esaslı aşılar, klinik düzeydeki adaylar için umut verici sonuçlar sağladığından Covid-19’a karşı mücadelede de etkili olabilme ihtimali olan bir teknolojidir. Enjekte edilebilir aşılar, yüksek oranda protein verimlerini sunan ve İyi Ürün Üretimi (GMP) süreçleri altında Virüs Benzeri Partiküller (VLP) aşıları ve diğer biyofarmasötikler endüstriyel olarak kabul görmüş olan geçici eksprese sistemleri kullanılarak üretilebilmektedir. Ayrıca, bu yaklaşım ile bitki hücresi, antijen taşıyıcı ajan olarak hareket edebileceğinden oral aşıları geliştirme imkanı sunmaktadır. Yenilebilir aşıların üretiminde, gen kodlayan bakteriyel veya viral hastalığa neden olan ajan, immünojenik özelliğini kaybetmeden bitkilere dahil edilebilmektedir. Yenilebilir aşıların ana etki mekanizması, hastalığa neden olan yabancı bir organizmaya karşı sistemik ve mukozal bağışıklık tepkilerini aktive etmektir. Yenilebilir aşılar, seçilen bitki hücresine transgen eklenerek üretilebilmektedir. Günümüzde veterinerlik ve tıp alanında yenilebilir aşılar geliştirilmektedir. Toplum, yenilebilir aşıların kullanımı ve faydaları hakkında bilinçlendirilmelidir. Yenilebilir aşılar, geleneksel aşılarla karşılaştırıldığında; uygun maliyetli, verimli ve güvenlidir. Hastalıklardan daha iyi bir şekilde korunma için gelecek vaat etmektedir.
  • Öğe
    İş Tatmininin Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkisinde Liderlik Tarzlarının Aracılık Rolü
    (2022) Kartal, Serap; Yıldırım, Duygu
    Amaç: Bu çalışma, liderlik, örgütsel bağlılık ve iş tatmini olmak üzere üç kavramsal yapının doğrudan ve dolaylı etkileşimini konu almaktadır.Ele alınan değişkenler arasında korelasyon analizi yapılmış ve iş tatmin düzeyleri ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide liderlik davranışlarının (vizyoner liderlik, katılımcı liderlik, otokratik liderlik, eğitici liderlik ve iş odaklı liderlik, genel memnuniyet) aracılık rolü olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. \rTasarım/Yöntem: Çalışma, İstanbul’da yer alan, Beysan sanayi sitesinde faaliyet gösteren (otomotiv, tekstil, matbaa, mimarlık, mobilya, tıbbi malzeme, plastik, gıda gibi) 206 işletmede görev yapan 346 işgörenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS 24.0, Aracı değişken analizi için Lisrel 8.7 programı kullanılmıştır. \rBulgular: Yapılan analizler sonucunda liderlik davranışları algısı arttıkça örgütsel bağlılık ve iş tatmininin arttığı, liderlik tarzlarının (vizyoner liderlik, katılımcı liderlik, otokratik liderlik, eğitici liderlik ve iş odaklı liderlik, genel memnuniyet) örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerinde aracı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.\rSınırlılıklar: Örneklemin sadece İstanbul’da bulunan Beysan Sanayi Sitesi’ndeki işletmelerin sadece beyaz yakalı çalışanlarına uygulanmış olmasıdır.\rÖzgünlük/Değer: Bu bağlamda ekonomik ve teknik açıdan dinamik bir çevrede bulunan örgütlerde, işgörenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatmin seviyelerini etkileyen etkin liderlik davranışlarına dikkat çekerek literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    DOLAR ARZI İLE DOLAR KURU VE TAHVİL FAİZLERİ ARASINDAKİ KOENTEGRASYON İLİŞKİSİ: ARDL SINIR TESTİ YAKLAŞIMI
    (2021) Toguc, Nurhan
    Rezerv para arzında meydana gelen şoklar, artan küreselleşme ve serbestleşen uluslararası sermaye hareketleri ile gelişmekte olan ülkelerde politika faizleri üzerinden varlık fiyatlarını ve döviz kurlarını etkilemektedir. Parasal aktarım kanallarının çalışma mekanizmaları her ülkenin ekonomik ve finansal yapısına göre farklılık göstermektedir. Parasal aktarım kanalları her ülke için farklı sonuçlar verdiğinden, bu kanalların işleyiş mekanizmaları üzerinde konsensüs sağlanamamış ve her ülke için ampirik analiz yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı, uluslararası parasal aktarım kanallarının Türkiye üzerindeki etkilerine yönelik ampirik analizler yapmaktır. Amerikan Merkez Bankası (FED) in 2007 konut krizi nin ardından uyguladığı geleneksel olmayan, genişlemeci para politikalarının Türkiye ye aktarım mekanizmalarını kur kanalı üzerinden, dolar kuru ile dolar arzı ve kısa vadeli tahvil faizleri arasındaki koentegrasyon (eşbütünleşme) ilişkisini dikkate alarak analiz etmektir. Çalışmada 2008:11-2014:6 dönemi incelenmiş, haftalık veriler kullanılarak uygulanan ARDL Sınır Testi yaklaşımında, hem kısa hem de uzun vadede dolar arzı ve tahvil değişkenleri ile dolar kuru arasında eşbütünleşme ilişkisi saptanmış, ancak kısa vadede dolar arzı ile kur arasında gecikmeli ve zayıf bir eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Bu durum, Türkiye’de döviz kuru kanalının sadece uzun vadede önemli olduğunu göstermektedir. Hata düzeltme modeli ile kısa dönem dengenin uzun döneme yakınsama sürecinin yavaş olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın literatüre katkısı ampirik analizler ile, FED’in geleneksel olmayan genişlemeci para politikası uygulamalarının Türkiye ye aktarım mekanizmalarından olan döviz kuru kanalının kısa ve uzun vadeli etkilerini ayrıştırarak ARDL sınır testi metodu ile analiz eden ilk çalışma olmasıdır.
  • Öğe
    THE IMPACT OF THE COVID-19 PANDEMIC ON SUPPLY CHAIN, ARTIFICIAL INTELLIGENCE, AND TECHNOLOGY COMMUNITY: THE GINI COEFFICIENT AND AN ECONOMIC GROWTH ASSESSMENT
    (2022) İrhan, Hacı Bayram
    The focus of this study is the digitalization of the supply chain, artificial intelligence, and human capital. It aims to contribute to the literature by addressing the gaps in this field. It also seeks to explain the relationship between supply chain, artificial intelligence, and employment in the post-Covid-19 era and in the post- technology society. Findings of the study show that vulnerabilities in the supply chain mechanism during the pandemic have affected global economic paradigms. In addition, this study examines the artificial intelligence- oriented supply chain during and after the Covid-19 era. It is important in that it associates artificial intelligence-oriented supply chain with competition, employment, and sustainability. This study is unique in that it presents the components of Covid-19’s impact onthe supply chain as a cluster. In the first part of the article, related literature is reviewed. In the second part, the relationship between supply chain, artificial intelligence, inflation, and real wages during the Covid-19 pandemic is explained. In the third part of the study, economic growth evaluations regarding the Covid-19 pandemic are made based on the Gini coefficient. As a result, it is worth noting that this study suggests lowering the Gini coefficient by linking the artificial intelligence- oriented supply chain to employment and development in the technology society.
  • Öğe
    Döviz Kuru Değişimlerinin Hisse Senedi Getirisine Etkisi: Borsa İstanbul 100 Endeksi Üzerine Bir Uygulama
    (2016) Boyacıoğlu, Melek Acar; Çürük, Derya
    Ulusal paranın yabancı para cinsinden değeri şeklinde tanımlanan döviz kurları önceleri uluslararası mal ve hizmet alım satımlarına göre belirlenirken, teknolojinin gelişmesi sonucunda para piyasaları kurların ayarlanmasında daha etkin hale gelmiştir. Bu bakımdan küreselleşme ile ekonomik belirsizliklerin arttığı bir ortamda ekonomideki en önemli gösterge ve fiyatlardan biri döviz kurudur. Bu çalışmanın amacı, döviz kurundaki değişimlerin hisse senedi getirisi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda Borsa İstanbul 100 Endeksi’nde 2006-2014 yılları arasında işlem gören imalat ve ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren 42 firma seçilmiştir. Yıllık reel döviz kuru endeksindeki değişimler ve hisse senedi getirileri hesaplanmıştır. Tahmin yöntemi olarak panel veri analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, reel döviz kuru endeksindeki değişimin hisse senedi getirisi üzerinde pozitif anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    INHIBITORY EFFECTS of HONEY on STAPHYLOCOCCUS AUREUS and ESCHERICHIA COLI: A CURRENT REVIEW
    (2023) Çakmak, Ömer; Taş, Nuri; Acaröz, Ulaş; Arslan Acaroz, Damla; İstanbullugil, Fatih Ramazan; Evrenkaya, Sezen; Gürler, Zekı
    Honey is a natural food that has been used since ancient times for its medicinal benefits. Thanks to its antimicrobial activity, which has a very important place among honey's medicinal effects, it can be used against various pathogens such as Staphylococcus aureus and Escherichia coli. The antibacterial effect of honey depends on physical (high osmotic pressure, low water activity and low pH value), chemical (hydrogen peroxide, methylglyocal, phenolic compounds, flavonoids, organic acids and proteins) and biological factors (enzymes secreted by bees, probiotic bacteria and pollen). The antibacterial effect of honey can be affected by the origin of the honey, the type of flower obtained, the season of harvest and processing methods. Therefore, more studies are required to clearly demonstrate the antimicrobial activity of honey and make it available for use in clinical treatments. In this review, it was aimed to better understand the antimicrobial effects of honey on S. aureus and E. coli by searching the current literature.
  • Öğe
    HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ GIDA KAYNAKLI VİRAL ETKENLER
    (2022) Çakmak, Ömer; Acaröz, Ulaş; Gün, Hüseyın
    Son yıllarda gıda kaynaklı viral enfeksiyonlar artan bir önem kazanmaktadır. Bu derleme çalışması, gıda kaynaklı virüsler ile ilgili literatür ve bulgular hakkında bir güncelleme sağlamaktadır. Virüsler düşük enfeksiyon dozuna sahip olan stabil ve enfektivite kaybı olmaksızın gıdalarda uzun süre kalabilen zorunlu hücre içi mikroorganizmalardır. Bu nedenle gıdalar viral etkenlerin insanlara bulaşmasında vektör durumundadır. Mide asiditesi, bağırsak enzimleri ile alkali şartlar ve konakçı savunma sistemi gibi olumsuz koşullarda canlılıklarını sürdürebilirler. İnsan norovirüsü (HuNoV), insan rota virüsü (HRV), hepatit A virüsü (HAV), hepatit E virüsü (HEV), insan astrovirüsü (HAstV), Aichi virüsü (AiV), sapovirüs (SaV), insan adenovirüsüHAdV) ve enterovirüs (EV) halk sağlığı açısından gıda kaynaklı en önemli viral etkenler olarak bilinmektedir. Ayrıca, bulaşıcı kuş gribi virüsü (H5N1) ve Nipah virüsü (NiV) hem insan hem de hayvanlarda son yıllarda ciddi hastalık nedeni olarak görülen önemli zoonoz etkenlerdir. Gıda kaynaklı viral enfeksiyonlarda bulaşma esas olarak, fekal-oral yolla olmaktadır. Dışkı ile kontamine sulardan avlanan kabuklu deniz ürünleri başta olmak üzere bazı gıdalar veya su viral etkenlerin potansiyel kaynağını oluşturmaktadır. Diğer taraftanenfekte personel tarafından hazırlanan çiğ veya yeterince pişirilmeden tüketilen ya da pişirildikten sonra kontamine olan gıdalar da önemli bulaşma kaynağıdır. Günümüzde gıda kaynaklı viral etkenlerin tespitinde PCR (Polymerase Chain Reaction) temelli yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır. Virüslerin kontrolünde gıda maddelerine uygulanan soğutma ve dondurma işlemlerinin haricinde son dönemlerde yüksek basınçlı işleme (HPP: High pressure processing), soğuk plazma (CP: Cold plasma), ultraviyole ışık (UV: Ultraviolet light), ışınlama ve darbeli elektrik alanı (PEF: Pulsed electric field) gibi termal olmayan teknolojik gıda işleme yöntemlerinin kullanımı da önem kazanmaktadır.
  • Öğe
    SU KAYNAKLARINDA MİKROPLASTİKLERİN VARLIĞI VE İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMİ
    (2021) Çakmak, Ömer; Acaröz, Ulaş
    Dünya genelinde plastik kullanımı yılda 300 milyon tonun üzerindedir. Üretilen plastiğin büyük bir kısmı, fiziko-kimyasal işlemlerle daha küçük partiküllere parçalanırlar. Standart bir tanımı olmamakla birlikte genellikle mikroplastikler 5 mm'den küçük ancak 1 µm veya 100 nm'den büyük plastik partiküller olarak kabul edilir. Ortamdaki mikroplastikler, eklendikleri kişisel temizlik ürünleri (örneğin güneş kremleri ve diğer kozmetik ürünler) ile endüstriyel ürünlerin (boyalı yüzeyler, lastikler ve sentetik kumaşların) parçalanması sonucu meydana gelebilmektedir. Bu çeşitli kaynaklar, doğal çevrenin mikroplastiklerle yaygın şekilde kirlenmesine yol açmıştır. Plastiklerin ayrım gözetmeksizin kullanımı ve atıklarının yetersiz bertarafı küresel düzeyde ekosistemde ciddi endişelere yol açmaktadır. Mikroplastik kirliliğin yaygınlaşması canlı organizmalar üzerindeki zararlı etkilerine dair endişeleri de arttırmaktadır. Mikroplastikler son zamanlarda içme suyunda ve içme suyu kaynaklarında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mikroplastikler için standart örnekleme, ekstraksiyon ve tanımlama yöntemleri olmadığından içme suyundaki varlığına yönelik araştırmalar sınırlıdır. Bilimsel kanıtlar, mikroplastiklere maruziyet sonucu çeşitli hücre ve organlarda toksik etkiler, beslenmenin bozulmasından üreme sisteminde yan etkilere, karaciğer fizyolojisinde olumsuz değişimlere, enerji metabolizması bozulmalarına kadar çeşitli etkilere neden olduğunu ortaya koymaktadır. Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki riskleri değerlendirildiğinde içme suyunda oluşumu hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, mikroplastiklerin potansiyel kaynaklarının azaltılması, atıksu arıtma teknolojileri ve atık yönetimi bakımından yasal düzenlemeler önem arz etmektedir.
  • Öğe
    A Review on the Antimicrobial Effect of Honey on Salmonella and Listeria monocytogenes: Recent Studies
    (2023) İstanbullugil, Fatih Ramazan; Taş, Nuri; Acaröz, Ulaş; Arslan Acaroz, Damla; Çakmak, Ömer; Evrenkaya, Sezen; Gürler, Zekı
    Foodborne pathogens like Salmonella and Listeria monocytogenes are microbial agents capable of causing severe illnesses, and they pose a perpetual menace to the food industry. Given their potential to jeopardize human health, both food producers and consumers hold significant concerns regarding these pathogens. The quest for novel strategies and natural preservatives in the domain of food safety holds paramount importance in the effort to curtail the dissemination and contamination of these pathogens. In this context, honey stands out as a notable natural product with substantial potential. Honey, through its bioactive constituents, including phenolic compounds, specialized enzymes, and particularly the production of hydrogen peroxide, can serve as an efficacious tool in combatting microorganisms. This review undertakes an exploration of the antimicrobial impacts of honey on Salmonella and Listeria monocytogenes by conducting a comprehensive assessment of existing literature and consolidating available data. The existing data strongly indicates the potential of honey's antimicrobial components to hinder the proliferation and dissemination of these pathogens. This review's principal aim is to outline a path for future research and applications, acknowledging the essential need for additional data and thorough investigations before efficiently deploying honey as a countermeasure against these pathogens.
  • Öğe
    Effect of Food Additives on Health
    (Et ve Süt Kurumu, 2023) Gül, Esra; Öztürk, Muhsin; Bayır, Ayşe Güneş
    Nutrition is the most basic need for all living things to survive. The increasing world population from past to present has brought about changes in eating habits. The increase in the global demand for easily accessible, easy to consume and low cost foods has also led to the development and change of the food industry. In parallel with the changing consumer needs, the production of foods resistant to oxidative and microbial spoilage has accelerated the use of food additives.Food additives are substances that are deliberately added in order to extend the shelf life of foods while maintaining the quality standards, to bring their sensory properties to the desired state of the consumer and to increase the variety of food. Researching the use of food additives in the food industry is an important element that shows the development level of national food science and technology as well as the economy. In this context, the food additives in question should not hide the mistakes in the processing and production of the food, should not reduce the nutritive properties and should not deceive the consumer.Although the benefits of the use of food additives to the food industry are an undeniable fact, their effects on human health are still a matter of debate. There are studies reporting the relationship between processed foods and adverse health outcomes caused by processed foods in various populations around the world, particularly in cardiovascular diseases and autoimmune disorders caused by immune cells, some types of cancer, metabolic diseases such as type 2 DM and obesity.In this study, the effects of food additives on human health, features such as daily usage amounts, international institutions such as FAO, WHO and JECFA, their regulations and controls are examined and information about being a conscious consumer is mentioned.
  • Öğe
    A CHRONOLOGICAL REVIEW ON THE TURKISH ACCOUNTING PROFESSION (1839-2020)
    (Oktay Güvemli Muhasebe ve Finans Tarihi Vakfı (MUFTAV), 2023) Aslan, Muhsin; Apak, Sudi; Erol, Mikail; Ayboğa, Hanifi
    In the Ottoman Empire, the accounting profession emerged in the form of state accounting. After the Tanzimat in 1839, a significant transformation began with Kanunname-i Ticaret, and substantial developments emerged from 1879 to 1885. First, the double-entry accounting method was adopted, then, the Dersaadet Chamber of Commerce was established for the organization of tradesmen. Hamidiye Commercial School was established to train entrepreneurs and accounting professionals. With the establishment of the Republic, a new era started for the accounting profession. The process was accelerated and developed by making various legal arrangements between 1926-1930. The most important development in this process is the implementation of three tax laws. These were the Income Tax Act of 1926, the Transaction Tax Act of 1927, and the Excise Tax and Duties Act of 1930. By 1930, business-oriented independent accounting professionals emerged in big cities. Between 1930 and 1940, accounting practices focused on tax-based accounting in order to increase tax revenue and prevent its loss, and there were great developments in auditing, training of accountants and business administration. In this period, upon the development of the accounting profession, the state administration entered the struggle for the legal order of the accounting profession and its members for the first time. In order to eliminate the lack of professional organization, the Association of Expert Accountants and Business Organizers was established in Istanbul in 1942. The current name of this association is the Association of Accounting Professionals of Turkey. Eventually, TÜRMOB was established in 1989 with the enactment of the accounting professional law and played an active role in the development and prestige of the profession.
  • Öğe
    İKTİSADİ AÇIDAN KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SÜRECİ VE RAPORLAMASI
    (Derya SEMİZ ÇELİK, 2021) Erol, Mikail; Ayboğa, Hanifi
    Küreselleşme sürecinin hızla devam ettiği , dijitalleşmenin her alanda kendini gösterdiği ve işletmeler arası rekabetin yoğunlaştığı günümüz ekonomik ortamında, en küçük iktisadi birim olan işletmeyle ilgili taraflarla iletişimin sağlanmasında finansal ve finansal olmayan raporlar önemli bir veri kaynağıdır. Güncel bir raporlama türü olan Sürdürülebilirlik raporlamasının 1990’lı yıllardan itibaren kullanımı artış göstererek, yoğunlaşmış olup işletmelerin finansal nitelikte olan / olmayan faaliyetlerinin sosyal, çevresel ve ekonomik etkilerinin raporlanması ile ilgilidir.
  • Öğe
    COVİD-19' UN MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ MESLEKİ FAALİYETLERİNE ETKİSİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK AMPİRİK ÇALIŞMA
    (Derya SEMİZ ÇELİK, 2021) Erol, Mikail; Ayboğa, Hanifi
    Covid-19 . koronavirüs salgını tüm dünyaya yayılmış ve ülke ekonomileri bu salgından önemli derecede etkilenmiştir. Tüm Dünya da olduğu gibi ,Ülkemizde de hem pazar ekonomisini hem de sokak ekonomisi etkilemiştir. Bu araştırmanın amacı, Covid-19’un muhasebe meslek elemanlarının mesleki faaliyetlerine etkisinin belirlenmesine yönelik olarak tarafımızca ampirik bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmış anket İstanbul ili Bahçelievler, Şirinevler, Yenibosna ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde meslek elemanları ile iletişim kurularak yapılmıştır.
  • Öğe
    EKONOMİK KRİZİN ZOR DURUMDA BIRAKTIĞI İŞLETMELERDE İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİNDEN BEKLENTİLER
    (Derya SEMİZ ÇELİK, 2022) Ayboğa, Hanifi; Erol, Mikail
    Türkiye ekonomisinde sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasından sonra değişik dönemlerde krizler yaşanmıştır. Ekonomide ortaya çıkan bu olaylar bütün iş dünyasını etkisi altına almıştır. İşletmeler yaşanan bu krizlerden dolayı zor durumda kalmış ve işletme sermayesinin yönetimi bu dönemde etkinliğini ve önemini arttırmıştır. Yaşanan krizler gerek ulusal gerekse uluslararası faktörlerden kaynaklanabileceği gibi işletmenin kendi özelliklerinden dolayı da kaynaklanabilir. Sebebi ne olursa olsun bu gibi durumlarda işletme sermayesinin yönetimi büyük önem arz etmektedir.
  • Öğe
    Finansal Planlama ve İşletmelerin Nakit Kararlarında Finansal Planlama Kullanılması
    (Cenk AKSOY, 2021) Erol, Mikail; Ayboğa, Hanifi
    Finansal planlamalar, bir işletmenin hedeflerine ulaşması için gereken kaynakların belirlenmesine ve bu kaynakların nasıl kullanılacağının gösterilmesine yönelik olarak hazırlanan iş planlarının önemli bir safhasını oluşturmaktadır. Bir işletmenin iş planında yer alan işi üretmek için gerekli olan üretim faktörleri, enerji ve makinelerin hangi kaynaklarla ne zaman elde edileceğini göstermektedir. Bu nedenle iş planı ne kadar doğru hazırlanırsa finansal planlama da aynı oranda başarılı olmaktadır. Finansal planlamanın işletmeler açısından önemi büyüktür çünkü yapılan planlar işletmenin mali kararlarında kullanılmaktadır. Planlama, işletmelerde finans yöneticisinin görevinin önemli bir parçasıdır ve finansal planlama işletmenin finans yöneticileri tarafından işletmenin nakit kararlarının belirlenmesinde kullanılmaktadır. Yaşanan küresel ekonomik krizlerde, düzenleme ve denetim mekanizmalarının iyi olduğu söylenen ülkelerde çıkması ve gelişmiş ekonomileri ciddi biçimde etkilemesi planlama, düzenleme ve denetimde yeni anlayışların ve yeni yapılanmaların gerektiğini göstermektedir.
  • Öğe
    İŞLETME PERFORMANSININ ÖLÇÜLMESİNDE ORANLARIN ARAÇ OLARAK KULLANILMASI
    (Cenk AKSOY, 2021) Ayboğa, Hanifi; Erol, Mikail
    İşletmelerin finansal analizlerinde oranlardan geniş ölçüde faydalanılmakta ve bir araç olarak kullanılmaktadır. Bir işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçları değerlendirilirken, bilanço ve gelir tablosunda yer alan kalemler arasındaki ilişkilerin daha anlamlı olduğu görülmektedir. Performans ölçülmesinde işletmenin oranları ile Dupont sisteminden de yararlanılmaktadır. Oranlar, bir işletmenin geçmiş ve finansal durumunu değerlendirmek dışında, planlama ve kontrol açısından finansal ve performans durumunun değerlendirilmesinde finans yöneticisine ve işletme ile ilgili taraflara önemli katkılar sağlamaktadır.