Yazar "Kiraz, Selin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Change.org: The Problem of Subaltern in Women and Digital Activism in New Media as an Alternative(Istanbul Univ, 2017) Kiraz, Selin; Kestel, SeyraFrom a historical perspective, the concept of subaltern was first introduced by Antonio Gramsci in 1930 in relation to hegemony. However, the present day definition of subaltern includes people who are termed oppressed or the other, and their voices are unheard in society. Gayatri Chakravorty Spivak's term, the other is another name that makes this issue controversial. Gramsci and Spivak's views on this subject are not only associated with each person but also separated at certain points. According to Spivak, the main problem is that subalterns can-not speak; in other words, their voices cannot be heard. In this context, when we use the concept of subaltern, the biggest issue we are facing is the problems faced by women, which in turn arise from the hegemonic inequality caused by gender. A woman can be identified as a subaltern because of social gender axis and counter-hegemony. New communication technologies have broadened the counter-hegemony areas of subalterns, while also ensuring the digital activism movements. For instance, with the widespread use of new communication technologies, almost everyone is able to use these technologies, and those who can-not physically have a power of opposition to the dominant ideology can create new formations through these channels. This article focuses on the campaigns related to women, which reflect the counter-hegemony efforts of subalterns and the effectiveness of such efforts in terms of digital activism that appears in www.change.org. In this study, women's campaigns, launched in Turkey between January 1, 2016 and May 1, 2017 on change.org, were examined through content analysis and their results were evaluated.Öğe DÜNYA VE TÜRK SİNEMASINDAN ÖRNEKLERLE SİNEMADA RÜYALARIN KULLANIMI(2016) Kiraz, SelinRüyalar, insanlığın var oluşundan bu yana ilgi duyulan, birçok bilimsel çalışmaya konu olan, ayrıca tüm sanat dallarında özgün şekillerde ifade edilebilen bir olgudur. Toplumda var olan, bireyin yaşamını etkileyen her olayın karşılığını sinemada bulmak mümkün olduğundan, rüyalar da sinema sanatının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Rüyaların sinemada kullanımı üzerine hazırlanan bu çalışmada, Dünya ve Türk sinemalarında, biçim ve/veya içeriğinde rüya teması kullanılan filmler analiz edilmiştir. Burada, rüya olgusunun bilimsel, dini ve kültürel işlevleri göz önünde bulundurularak, sinemada rüyanın kullanım aşamaları, teknolojinin ve sinema sanatının gelişimiyle birlikte rüyanın da film içinde geçirdiği değişiklikler ve bu kullanımın sinema filmine etkisi incelenmiştir. Günümüzde Dünya ve Türk sinemalarında biçim ve içerik yönünde yaşanan gelişmelerle birlikte metaforik anlatımlar ön plana çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı, bireyin duygu ve düşüncelerinin en gerçek haliyle ortaya çıktığı rüyaların, kişinin, toplumun ve aklımıza gelebilecek her türlü olayın yansımalarını görebileceğimiz sinema sanatında kullanılmasının filmlere olan katkılarını belirlemektir. Çalışmada, rüyaların kültürel, dini ve bilimsel fonksiyonları dikkate alınarak sinema filmleri örnekleme yöntemiyle incelenmiş, çözümlemede ise teknik ve içerik boyutları üzerinde durulmuştur. Bu anlamda, birçok filmde az veya çok rüya olgusunun kullanımın filmin tamamının izleyici tarafından daha etkileyici bir şekilde algılanmasına imkan sağladığı, ayrıca karakter analizinde oldukça önemli olduğu saptanmıştırÖğe Kadınların Madun Sorunsalı ve Bir Alternatif Olarak Yeni Medyada Dijital Aktivizm: Change.org(2017) Kiraz, Selin; Kestel, SeyraTarihsel süreç içerisinde 'madun' kavramı ilk kez hegemonya ile ilintili olarak Antonio Gramsci tarafından 'subaltern' terimiyle ortaya atılmıştır. Gramsci'nin bu tanımı günümüzde 'ezilen' ya da 'öteki' olarak tabir ettiğimiz, toplumda sesi duyulamayan kişileri kapsamaktadır. Bu konuda güncel tartışmaların önünü açan bir diğer isim; Gayatri Chakravorty Spivak'tır. Madun kavramı; Gramsci ve Spivak tarafından birbiri ile bağlantılı ancak belli noktalarda ayrışan tanımlamaları barındırmıştır. Spivak'a göre asıl sorun; madunun sesinin duyulamıyor olmasından ziyade hiç konuşamamasıdır. Bu bağlamda; madun kavramını değerlendirdiğimizde karşımıza en çok toplumsal cinsiyetin neden olduğu hegemonik eşitsizlikten doğan kadınların sorunları ortaya çıkar. Toplumsal cinsiyet ekseni ve ataerkil hegemonyada madun olarak konumlanan kadınların hegemonya karşısında başkaldırabilmesi için alternatif bir alanın oluşması, madunun konuşması bağlamında önem taşımaktadır. Yeni iletişim teknolojileri madunun hegemonyaya karşı durabileceği alanlarını genişletirken, aktivist hareketlerin de dijitalleşmesini sağlamıştır. Bu makale; www.change.org'ta yer alan kadınlarla ilgili kampanyaları madunun hegemonyaya karşı durabileceği alternatif bir kanal olması bağlamında ele alarak, dijital aktivizm ile ilintili olan etkinliğini araştırmaktadır. Araştırmanın ana amacı; yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte alternatif kanalların ortaya çıkmasının örgütlenme bağlamında ne ölçüde başarı sağladığını saptamaktır. Çalışmada change.org'ta 1 Ocak 2016 ile 1 Mayıs 2017 tarihleri arasında Türkiye'de başlatılmış olan kadınlara yönelik kampanyalar içerik analizi yöntemiyle incelenerek sonuçlar değerlendirilmiştirÖğe Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile Erich Fromm ve Sigmund Freud İlişkisi(2018) Kiraz, SelinSosyal Araştırmalar Enstitü’sü, eleştirel perspektifi daima göz önünde bulundurarak çalışmalarını yürüten, tarihsel süreç içerisinde birçok konu, olay ve sorun olarak gördükleri alanlarda çalışmalarda bulunan Almanya merkezli bir okuldur. Enstitü üyelerinin yayımlanan çalışmalarında tarih, sosyoloji, siyaset bilimi gibi başat alanlar göze çarpar niteliktedir. Psikanaliz konusundaki çalışmaları ise diğer alanlara göre oldukça sayılı fakat bir o kadar da incelenmeye değerdir. Bu çalışmada, Enstitü’ye katıldığı ilk dönemde kendisini NeoFreudcu olarak addeden Erich Fromm’dan yola çıkarak Enstitü üyelerinin psikanalizle ilgili çalışmaları incelenmiş ve üyelerin bu bilimsel alana olan olumlu-olumsuz görüşleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, birçok alanda sosyal bilimler adına çok değerli çalışmalara imza atan bu kuramcıların psikanalize ve Freud’un kuramlarına bakış açılarını yansıtmak ve psikanalizi kendi çalışmalarında nasıl kullandıklarını belirlemektir.